<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel arşivleri - Fatih UĞUR</title>
	<atom:link href="https://www.fatihugur.com.tr/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fatihugur.com.tr</link>
	<description>Klinik Psikolog - Psikolojik Danışman - Aile Danışmanı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Dec 2023 12:59:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.4</generator>

<image>
	<url>https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/03/cropped-ikooon-32x32.jpg</url>
	<title>Genel arşivleri - Fatih UĞUR</title>
	<link>https://www.fatihugur.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuğunuz Sizin Dert Ortağınız Sırdaşınız Değildir !</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuz-sizin-dert-ortaginiz-sirdasiniz-degildir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocugunuz-sizin-dert-ortaginiz-sirdasiniz-degildir&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocugunuz-sizin-dert-ortaginiz-sirdasiniz-degildir</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuz-sizin-dert-ortaginiz-sirdasiniz-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 12:59:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.fatihugur.com.tr/?p=1456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çocuk, Annesinin babannesiyle düğün sürecinde yaşadığı sorunu neden bilir? Babasının annesinin hakaret ve aşağılamalarıyla ilgili yaşadığı sorunları neden bilir? Babasının yıllar önce annesini aldattığını neden bilir? Bunun kime ne faydası vardır? Ben buna : Yüklenmiş olaylar ve yüklenmiş travmalar diyorum. Çocuk yaşına ve kapasitesine uygun olmayan, kendisine de ait olmayan yükler ve sorumluluklarla bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuz-sizin-dert-ortaginiz-sirdasiniz-degildir/">Çocuğunuz Sizin Dert Ortağınız Sırdaşınız Değildir !</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuk,<br />
Annesinin babannesiyle düğün sürecinde yaşadığı sorunu neden bilir?<br />
Babasının annesinin hakaret ve aşağılamalarıyla ilgili yaşadığı sorunları neden bilir?<br />
Babasının yıllar önce annesini aldattığını neden bilir?<br />
Bunun kime ne faydası vardır?<br />
Ben buna : Yüklenmiş olaylar ve yüklenmiş travmalar diyorum.<br />
Çocuk yaşına ve kapasitesine uygun olmayan, kendisine de ait olmayan yükler ve sorumluluklarla bir sürü travmayı yüklenmek zorunda kalır. Maruz bırakılır buna. O benim her şeyim, dert ortağım denir ödüllendirilir bir de bu durum.</p>
<p>Üstelik kimseye bir faydası da olmaz, ebeveyn kendi eliyle farkında olmadan çocuğunun çocukluğunu berbat eder.</p>
<p>Çocuk olmasına izin verilmez, yetişkin olup dert ortağı olup dinlemesi, anlaması, çözmesi beklenir.. Bunun anlatan ebeveyne bir faydası olmadığı gibi çocuğuna çok büyük zararlar vermiş olur.</p>
<p>Bazen çocuk annenin dert olarak anlattıklarından etkilenip babayla iletişimi koparır. Bazen de tam tersi anneyle iletişim kopar babanın dertleşmesi sonucu. Bu senaryoda da EN BÜYÜK CEZAYI ÇOCUK ÇEKER!<br />
Çocuk kendisine ait olmayan anıların etkisiyle, duygusal olarak BABASIZ veya ANNESİZ büyür. Evlilik devam etse de aynı evde yaşansa da duygusal olarak en çok güç alacağı tutunacağı dallardan biri kopmuş olur.</p>
<p>Çocuk çocuktur, rolüne uygun davranmalı ve yaşamalıdır. Evlilikteki sorunlar başta olmak üzere hiçbir sorun çocukla paylaşılmamalıdır, çocukla DERTLEŞİLMEMELİDİR.</p>
<p>Sizin böyle gözlemlediğiniz örnekler varsa yorumlara yazabilirsiniz.</p>
<p>Fatih UĞUR</p>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuz-sizin-dert-ortaginiz-sirdasiniz-degildir/">Çocuğunuz Sizin Dert Ortağınız Sırdaşınız Değildir !</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuz-sizin-dert-ortaginiz-sirdasiniz-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KONYA VAJİNİSMUS TERAPİSİ</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/konya-vajinismus-terapisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=konya-vajinismus-terapisi&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=konya-vajinismus-terapisi</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/konya-vajinismus-terapisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Dec 2023 14:20:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihugur.com.tr/?p=781</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"><strong>Konya Cinsel Terapi Günlüğü &#8211; Konya Vajinismus Terapisi yazı dizime, Vajinismus Terapisi’ nde EMDR Terapisi’ nin Etkililiği yazımla başlıyorum. Kadınlarda en sık karşılaşılan cinsel sorun olan vajinismus, cinsel ilişki korkusu, partnerle cinsel ilişkiye girememe ve cinsel ilişkide kadının istemsiz kasılması şeklinde tanımlanabilir. Vajinismus, yalnızca cinsel terapi ile kesin ve kalıcı şekilde çözüme kavuşturulabilen ve çözümü için garanti verilerek paket şeklinde çalışılabilen bir cinsel sorundur. Vajinismus, cinsel terapi sürecinde tamamen çözülebilen ve ortalama 7-13 seans süren bir cinsel problemdir. Vajinismusun, duygu ve cinsel istek kısmını görmezden gelen kestirme yollarla çözülmesi, kadında cinsel isteksizliğe yol açar ve bunun için de yine Cinsel Terapi yardımı almak gerekir.  </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Bu nedenle, cinsel ilişki korkusu anlamına da gelen Vajinismus konusunda mutlaka alanında uzman bir cinsel terapistten yardım alınmalıdır. Beklemek ve tekrar tekrar denemeler yapmak vajinismus sorununu daha da büyütecektir bu nedenle en kısa sürede çekinmeden psikolojik destek alınız. Unutmayın, bunu mutlu bir evlilik ve çocuk sahibi olabilmek için yapıyorsunuz. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.47.46.png"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1356" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.47.46.png" alt="" width="1009" height="617" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.47.46.png 1009w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.47.46-300x183.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.47.46-768x470.png 768w" sizes="(max-width: 1009px) 100vw, 1009px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.53.png"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1357" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.53.png" alt="" width="995" height="410" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.53.png 995w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.53-300x124.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.53-768x316.png 768w" sizes="(max-width: 995px) 100vw, 995px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.27.png"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1358" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.27.png" alt="" width="1000" height="410" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.27.png 1000w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.27-300x123.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.27-768x315.png 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.01.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1359" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.01.png" alt="" width="999" height="341" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.01.png 999w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.01-300x102.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.46.01-768x262.png 768w" sizes="(max-width: 999px) 100vw, 999px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.48.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1360" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.48.png" alt="" width="1000" height="369" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.48.png 1000w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.48-300x111.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.48-768x283.png 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.37.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1361" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.37.png" alt="" width="991" height="241" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.37.png 991w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.37-300x73.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.37-768x187.png 768w" sizes="(max-width: 991px) 100vw, 991px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.24.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1362" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.24.png" alt="" width="1000" height="304" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.24.png 1000w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.24-300x91.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.45.24-768x233.png 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.59.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1363" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.59.png" alt="" width="1002" height="260" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.59.png 1002w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.59-300x78.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.59-768x199.png 768w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.59-1000x260.png 1000w" sizes="(max-width: 1002px) 100vw, 1002px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.43.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1364" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.43.png" alt="" width="995" height="510" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.43.png 995w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.43-300x154.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.43-768x394.png 768w" sizes="(max-width: 995px) 100vw, 995px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.14.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1365" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.14.png" alt="" width="991" height="268" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.14.png 991w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.14-300x81.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.44.14-768x208.png 768w" sizes="(max-width: 991px) 100vw, 991px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.56.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1366" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.56.png" alt="" width="991" height="304" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.56.png 991w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.56-300x92.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.56-768x236.png 768w" sizes="(max-width: 991px) 100vw, 991px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.46.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1367" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.46.png" alt="" width="992" height="272" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.46.png 992w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.46-300x82.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.46-768x211.png 768w" sizes="(max-width: 992px) 100vw, 992px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.34.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1368" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.34.png" alt="" width="1001" height="270" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.34.png 1001w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.34-300x81.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.34-768x207.png 768w" sizes="(max-width: 1001px) 100vw, 1001px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.19.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1369" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.19.png" alt="" width="998" height="341" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.19.png 998w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.19-300x103.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.43.19-768x262.png 768w" sizes="(max-width: 998px) 100vw, 998px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.48.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1370" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.48.png" alt="" width="993" height="294" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.48.png 993w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.48-300x89.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.48-768x227.png 768w" sizes="(max-width: 993px) 100vw, 993px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.25.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1371" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.25.png" alt="" width="996" height="267" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.25.png 996w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.25-300x80.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.25-768x206.png 768w" sizes="(max-width: 996px) 100vw, 996px" /></a><a href="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.07.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1372" src="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.07.png" alt="" width="1005" height="269" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.07.png 1005w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.07-300x80.png 300w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.07-768x206.png 768w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/Konya-Vajinismus-Terapisi-2020-08-28-11.42.07-1000x269.png 1000w" sizes="(max-width: 1005px) 100vw, 1005px" /></a></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"><strong>VAJİNİSMUS NEDİR? </strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Konya Vajinismus Terapisi: Vajinismus, vajinanın ön kısmının üçte birindeki kaslarda yineleyici ya da sürekli istem dışı kasılması ve sonucunda cinsel ilişkinin olanaksız olması olarak tanımlanmaktadır (Öztürk 2008). Vajinismusa benzer bir tablonun ilk kez 11. yüzyılda İtalyan kadın bir doktor tarafından belirlendiği ve vajinismusun günümüzdeki tanımına benzer şekilde 1861 yılında Viktoryen bir hekim olan Sims tarafından tanımlandığı bildirilmektedir.(Binik ve ark. 2006)</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Vajinismus olan kadınlar, vajinalarının ya çok dar olduğunu ya da kendilerinde orada bir delik bulunmadığını ifade ederler. </span></p>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"><strong>DSM V’ e göre tanı kriterleri</strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Genital pelvik ağrı/penetresyon bozukluğu:</span></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">En az yaklaşık 6 ay boyunca aşağıdaki belirtilerden bir ya da daha fazlasını sürekli/tekrarlayan şekilde yaşanması ile tanı koyulur.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Vajinal ilişki/penetrasyon sırsında belirgin bir zorluk</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Vajinal ilişki/penetrasyon sırsında belirgin vulvavajinal ya da pelvik ağrı</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Vajinal penetrasyonda vulvavajinal veya pelvik ağrı konusunda belirgin bir korku ya da anksiyete</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Vajinal penerasyon teşebbüsü sırasında pelvik kasların belirgin bir şekilde kasılması/gerilmesi (APA, DSM 5, 2013)</span></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Cinsel Eğitim Araştırma ve Tedavi Derneğinin (CETAD) 2007 yılında gerçekleştirdiği araştırmanın verilerine göre vajinismus her 10-12 kadından birinde görülmektedir. Cinsel işlev bozuklukları polikliniklerinde yapılan araştırmalarda ise vajinismus sıklığı % 66-75,9 arasında bulunmuştur (CETAD 2007).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Cinsel işlev bozuklukları polikliniklerinde yapılan araştırmalarda ise vajinismus sıklığı %66-75.9 olarak bildirilmektedir (Şimşek ve ark. 2003, Doğan 2009).Konya Vajinismus Terapisi</span><span id="more-781"></span></p>
<figure id="attachment_789" aria-describedby="caption-attachment-789" style="width: 583px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/WhatsApp-Image-2017-07-07-at-19.51.47.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-789" src="http://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/WhatsApp-Image-2017-07-07-at-19.51.47.jpeg" alt="Konya Vajinismus Terapisi - Cinsel Terapi" width="583" height="295" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/WhatsApp-Image-2017-07-07-at-19.51.47.jpeg 650w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/WhatsApp-Image-2017-07-07-at-19.51.47-300x152.jpeg 300w" sizes="(max-width: 583px) 100vw, 583px" /></a><figcaption id="caption-attachment-789" class="wp-caption-text">Konya Vajinismus Terapisi &#8211; Cinsel Terapi</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"><strong>Vajinismus kadının hem kendi kadınlığında bir eksiklik olduğunu düşünmesine, hem de eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur. Erkekte ise eşine karşı öfke, istenmeme ve reddedilme durumundan dolayı kırgınlık, ereksiyon güçlüğü bazen de bekaret konusunda şüpheye neden olabilir. Birçok çift bir süre sonra cinsel birleşmeyi denemekten vazgeçer. Bu daha sağlıklıdır çünkü tekrar tekrar yaşanan başarısızlık çiftin cinsellikten uzaklaşmasına ve kavgalara yol açar.</strong> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Son dönemde yapılan çalışmalarda cinsel taciz ve travmalar, ağrılı jinekolojik muayene, ilk cinsel ilişkinin ağrılı olması gibi travmatik yaşantıların etiyolojik bir etken olabileceği saptanmıştır (Tarcan ve Tınay 2007).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt;"><strong><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Ayrıca bunlara ek olarak,  abartılı ilk gece hikayelerinin bilinçdışında oluşturduğu olumsuz şemalar en önemli nedenlerden birisidir. Bu da aslında travma kapsamında ele alınabilir, çünkü anlatılanlar kişiler için travma etkisi yaratabilmektedir. Doğumdan sonra bile vajinismus görülebilmektedir çünkü sorun vajinada değil beyindedir. Konya Vajinismus Terapisi</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"><strong> </strong></span></p>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"><strong>EMDR TERAPİSİ </strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">EMDR, türkçe karşılığıyla, göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme, etkili bir psikoterapi yaklaşımıdır. EMDR’nin gelişimi 1987 senesinde, Dr. Francine Shapiro’nun göz hareketlerinin rahatsız edici olayların şiddetini azaltabildiğini tesadüfen keşfetmesiyle başladı. Shapiro bunu travmaya maruz kalmış kişiler üzerinde uygulayıp olumlu sonuçlar almış ve ardından bu alanda yapılan çalışma ve araştırmalarla EMDR güçlü bir terapi ekolü halini almıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (Eye Movement Desensitization and Reprocessing -EMDR) tekniği travma sonrası stres bozukluğunda (TSSB) etkili bir işleme süreci ve tedavi yaklaşımı olarak ortaya konmuştur. (Shapiro &amp; Maxfield 2002).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">İnsan zihninin hazmetme kapasitesinin üzerinde olan tüm olaylar ‘travma’ olarak adlandırılır. Nasıl ki ağzımıza ağız dolusu ekmek tıktığımız zaman çevirip çiğneyemiyor öylece kalıyorsak, travmatik olaylar da beyne adeta böyle bir etki yapmakta ve beyindeki bir çok mekanizmayı bozmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Beynin Bilgi İşleme Mekanizması vardır ve yaşadığımız tüm an ve anılar sağ beyin sol beyin etkileşimi ile işlemlenir hazmedilir ve kayıt edilir. Ancak bazen öyle olaylar yaşarız ki bu olaylar beynin bilgi işleme mekanizmasında aksamaya yol açar ve bu olaylar işlemlenemez. Bir bütün halde sağ beyinde kalır. FMRI görüntüleme cihazlarıyla kişiye travmatik anısı düşündürtülerek yapılan görüntülerde de sağ beyinde kırmızı renkte travmatik anının etkisi görülebilmektedir. EMDR terapisi sonrası aynı kişiler için yapılan FMRI görüntülerinde bu kırmızılığın ortadan kalktığı görülmüştür. Travmalar, bu açıdan değerlendirildiğinde adeta beynimizdeki hazımsızlıktır diyebiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Bir olayın travma olabilmesi için yalnızca onu bire bir yaşamış olmamız gerekmiyor, bazen tanık olduğumuz ama bizim başımıza gelmeyen bir olay ya da sadece bize anlatılan kötü bir olay da bizim için travma olabilir. Örneğin, evlilik aşamasında olan Ayten’ e evli olan yakın arkadaşı tarafından ilk gece ne kadar çok acıdığı ve ne kadar çok kanadığı ile ilgili anlatılan hikayeler, kendisi olayı yaşamamış olmasına rağmen Ayten için travmadır.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">EMDR Terapisi ekolüne göre, tüm psikolojik sorunlar geçmiş bir ya da birden fazla travmatik anıdan kaynaklanmaktadır. Bu anılar bir bütün halde sağ beyinde kaldığı ve işlemlenemediği için, sık sık tetiklenerek psikolojik sorunlara neden olmaktadır. Travmatik olaylardaki; olayla ilgili görüntüler, olayda kişinin zihninden geçen düşünceler, olayda hissedilen duygular, olayda hissedilen beden duyumları tetiklenerek psikolojik sorunlara yol açmaktadır. Örneğin, travmatik anıda oluşan ‘tehlikedeyim, öleceğim’ inancı tetiklenerek kişi sürekli sağlığı i</span><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">le ilgili obsesyonlar geliştirebilir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Günümüzde travma konusunda en hızlı ve en etkili tedavi terapilerden birisi de EMDR terapisidir. (Shapiro 1995).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">EMDR’de kişiden, olayı en iyi temsil eden bir resmi aklına getirmesi ve bu resmi akılda tutarken kendisi ile ilgili negatif kognisyonu (NK) düşünmesi istenmektedir. Daha sonra, o resmi aklına getirdiğinde kendisi ile ilgili neye inanmak istediği sorulmaktadır (pozitif kognisyon- PK). Ve sonrasında PK’nin kendisine ne kadar inandırıcı geldiği (Validity of Cognition-VoC) sorulmaktadır. VoC 1 den 7’ye kadar oluşan, 1’in tamamen yanlış 7’nin ise tamamen doğru olduğu bir ölçektir. Daha sonra resim ile birlikte NK aklına getirildiğinde ortaya çıkan duygular sorulmaktadır. Bu aşamadan sonra, bütün bunların kendisinde ne kadar rahatsızlık yarattığı (SUD) 0-10 arası bir ölçekte değerlendirilmektedir. 0 nötr, 10 ise en yüksek rahatsızlık derecesini göstermektedir. SUD belirlendikten sonra ise bu rahatsızlığı vücudunun neresinde hissettiği üzerine odaklanılmaktadır. Eğer herhangi bir his bildirilirse, bu his ortadan kalkıncaya kadar iki yönlü uyarılarla işleme sürecine devam edilmektedir. Bütün bu aşamalardan sonra iki yönlü uyarılarla duyarsızlaştırma aşaması uygulanmaktadır. (Torun 2010)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"><strong>VAJİNİSMUS TERAPİSİNDE EMDR UYGULAMALARI</strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">EMDR’nin cinsel travmaların tedavisinde kullanımı ile ilgili yapılan çalışmalarda, çocukluk döneminde cinsel travma yaşadığını bildiren erişkin dönemdeki kadınlarda, EMDR’nin travmaya bağlı semptomlarda azalma veya iyileşme sağladığı bildirilmiştir (Edmond ve ark. 1999, Edmond &amp; Rubin 2004).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Toplumumuzda cinsel bilgilenme oldukça yetersizdir ve kişiler resmi olmayan kaynaklardan yanlış bilgiler edinmekte ve cinsellikle ilgili yaygın yanlış inanışlar içerisinde olmaktadır (Kayır 2001 ve İncesu 2004)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Travmanın eşlik ettiği vajinismus olgularında EMDR terapisi alternatif bir tedavi olarak düşünülebilir. (Torun 2010)</span></p>
<figure id="attachment_790" aria-describedby="caption-attachment-790" style="width: 519px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/WhatsApp-Image-2017-07-07-at-19.51.46.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-790" src="http://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/WhatsApp-Image-2017-07-07-at-19.51.46.jpeg" alt="Konya Vajinismus Terapisi - Cinsel Terapi" width="519" height="346" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/WhatsApp-Image-2017-07-07-at-19.51.46.jpeg 600w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/07/WhatsApp-Image-2017-07-07-at-19.51.46-300x200.jpeg 300w" sizes="(max-width: 519px) 100vw, 519px" /></a><figcaption id="caption-attachment-790" class="wp-caption-text">Konya Vajinismus Terapisi &#8211; Cinsel Terapi</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Travmanın eşlik ettiği vajinismus vakalarında EMDR terapisi uyguladığımda terapi süresinin kısaldığını ve sürecin daha kolay ilerlediğini gördüm çalıştığım vajinismus vakalarında. Travmanın eşlik etmediği Vajinismus vakalarında ise, ilk cinsel deneyim ve cinsellikle ilgili anlatılan hurafeler de aynı zamanda travma olduğu için, bunların EMDR ile çalışılmasının da cinsel terapi sürecinde kolaylaştırıcı etki yaptığını gözlemledim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Özetle, Vajinismus Terapisi konusunda EMDR tek başına her zaman yeterli olmasa da son derece kolaylaştırıcı bir rol oynamaktadır. Bu nedenle Vajinismus konusunda yardım alacağınız Cinsel Terapistin aynı zamanda EMDR Terapisti olmasına dikkat edilmesi sorunun daha kısa sürede, daha az yıpranma ile ve daha kalıcı olarak çözülmesini sağlayacaktır. %100 ücret iade garantisi verilerek garantili olarak çözülebilen bir cinsel işlev bozukluğudur vajinismus ve bu nedenle vajinismus hastaları bu durumun geçici olması açısından şanslıdırlar. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 14pt;">Konya Vajinismus Terapisi konusunda daha detaylı bilgi için: Optimum Psikoloji Konya&#8217; nın web sitesinde yer alan, <a href="https://optimumailedanismanlik.com/konya-vajinismus-terapisi/">Konya Vajinismus Terapisi &#8211; Cinsel İlişkiye Girememe Sorunu</a> başlıklı yazıyı okumanızı öneririm.</span></strong></p>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h3 style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">American Psychiatric Association: DSM-5: Diagnostic and Statistical Manual for Mental    Disorders. 5th edition. American Psychiatric Press, USA, 2013;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Binik YM, Bergeron S, Khalife S. Dyspareunia and vaginismus: so-called sexual pain. In:   Leiblum SR, editor. Principles and practice of sex therapy. 4th ed. New York: Guilford Press; 2006. p. 124-56.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Cinsel Eğitim Ve Araştırma Derneği-CETAD (2007).Cinsel Yaşam ve Sorunları. CETAD yayýný.S:63-77</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Doğan S (2009) Vaginismus and accompanying sexual dysfunctions in a Turkish clinical sample. J Sex Med, 6: 184-92.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Edmond T, Rubin A, Wambach KG ve ark. (1999) The effectiveness of EMDR with adult female survivors of childhood sexual abuse. Social Work Research, 23:103-116.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Edmond T, Rubin A (2004) Assesing the long-term effects of EMDR: results from an 18-month follow-up study with adult female survivors of CSA. J Child Sex Abus, 13:69-86.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">İncesu C (2004) Cinsel İşlevler ve Cinsel İşlev Bozuklukları, Klinik Psikiyatri Dergisi, 7 (Ek 3):3-13.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Kayır A (2001) Cinsellik kavramı ve cinsel mitler. Yetkin N, İncesu C (editörler). Cinsel İşlev Bozuklukları Monograf Serisi içinde. İstanbul: Roche Müstehzarları Sanayi A.Ş., 34-39.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Öztürk O, Uluşahin A (2008) Ruh Sağlığı ve Bozuklukları-1. Ankara, Nobel Tıp Kitabevleri, s. 499-501</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Shapiro F, Maxfield L (2002) Eye movement desensitization and reprocessing (EMDR): information processing in the treatment of trauma. Journal of Clinical Psychology, 58:933–946.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Shapiro F (1995) Eye movement desensitization and reprocessing. Basic principles, protocols and procedures. New York: Guilford Pres.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Şimsek F, Ozdemir YO, İncesu C ve ark. (2003) Sociodemographic and clinical characteristics of subjects referred to a multidisciplinary sexual dysfunction outpatient clinic. Üroloji Bülteni, 14:137-144.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Torun F. (2010) Vajinismusun EMDR Yöntemi İle Tedavisi: İki Olgu Sunumu, Türk Psikiyatri Dergisi, 2010.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt;"><strong><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Fatih UĞUR<br />
Klinik Psikolog<br />
Optimum Psikoloji<br />
Aralık 2023</span></strong></span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/konya-vajinismus-terapisi/">KONYA VAJİNİSMUS TERAPİSİ</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/konya-vajinismus-terapisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAŞAMIMIZDAKİ BAĞLANTI EKSİKLİĞİNİN BİR SONUCU &#8211; TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/yasamimizdaki-baglanti-eksikliginin-bir-sonucu-teknoloji-bagimliligi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yasamimizdaki-baglanti-eksikliginin-bir-sonucu-teknoloji-bagimliligi&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yasamimizdaki-baglanti-eksikliginin-bir-sonucu-teknoloji-bagimliligi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Sep 2023 08:57:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.fatihugur.com.tr/?p=916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşamımızın önemli bir yerini dolduran teknoloji, yararları olduğu kadar zararlarını da beraberinde getiriyor. Yetişkinlerin saatlerce meşgul olduğu cep telefonu, bilgisayar, tablet, televizyon, elektronik oyunlar  sadece yetişkinler için değil çocuklar için de büyük problemler oluşturuyor. TTNET’in araştırmasına göre ; Türkiye’deki 30 milyon internet kullanıcısının yüzde 59’u erkek, yüzde 41’i kadın. Kullanıcıların yüzde 77.8’i, sosyal paylaşım sitelerinde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/yasamimizdaki-baglanti-eksikliginin-bir-sonucu-teknoloji-bagimliligi/">YAŞAMIMIZDAKİ BAĞLANTI EKSİKLİĞİNİN BİR SONUCU – TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Yaşamımızın önemli bir yerini dolduran teknoloji, yararları olduğu kadar zararlarını da beraberinde getiriyor. Yetişkinlerin saatlerce meşgul olduğu cep telefonu, bilgisayar, tablet, televizyon, elektronik oyunlar  sadece yetişkinler için değil çocuklar için de büyük problemler oluşturuyor. </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">TTNET’in araştırmasına göre ; Türkiye’deki 30 milyon internet kullanıcısının yüzde 59’u erkek, yüzde 41’i kadın. Kullanıcıların yüzde 77.8’i, sosyal paylaşım sitelerinde gezinmek ve sohbet etmek , yüzde 54.5’i ise araştırma yapmak, yüzde 38.1’i e-posta kontrol etmek  için interneti kullanıyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;"><strong>Teknoloji Bağımlılığı Öncelikle Bir Bağlantı Sorunudur!</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Günümüzde  ailelerin çoğunda, 2 yaşındaki çocuktan tutun ailenin en büyük üyesine, ebeveynlerine kadar herkesin elinde telefon, tablet&#8230; Çocuklar oyun çağı denilen oyun dönemindeyken, bırakın oyun oynamayı gerçek hayattan kopacak şekilde telefonlara dalmış bir şekilde hipnotize olmaktadırlar. </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Ellerinden telefonu almaya kalkıştığınızda ise bu hiç kolay olmamakta çünkü dünyaları başına yıkılmışçasına son ses bağırıp hatta saldırganca davranışlar sergilemektedirler. Çocuklar böyle ama peki aynı ailenin içinde ebevenylerin durumu nasıl? Çocuklardan pek de farkları yok. Baba işten gelir, zaten ailesiyle vakit geçirmek için kısa bir zamanı vardır bu vakit ise çoğunlukla ya televizyon karşısında ya da telefon, bilgisayar karşısında geçer. </span><span id="more-916"></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Teknoloji bağımlılığı dahil tüm bağımlılıklar, çoğunlukla <strong>kişinin yaşamındaki sosyal bağların zayıf olmasından ve travmalardan</strong> kaynaklanmaktadır. Artık çoğunlukla, TV, tablet ve telefon gibi teknolojik aletler aracılığıyla ihmal edilen çocuklarla karşılaşıyoruz. <strong>Bu da bir çeşit ihmaldir, çocuk TV izlerken birçok tepki verir konuşur, hareketler yapar ama karşılık alamaz.</strong> TV karşısında çocuklar, tıpkı annesine ya da babasına sürekli bir şeyler söyleyip yanıt alamayan çocuğun yaşadıklarını yaşar. İhmal de çocuklar için önemli bir travmadır ve sonucunda birçok farklı sorun ortaya çıkabilir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;"><strong>Teknoloji Bağımlılığı Nedir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Teknolojinin günümüzde bizlere getirdiği pek çok faydası vardır. Fakat kişinin teknolojiyi kullanması gerektiğinden fazla ve ölçüsüz kullanması pek çok soruna sebep olur. Teknoloji bağımlılığı, diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi bağımlılık geliştirilen maddeye burada ise “teknolojik ürünlere” ulaşamadığında  yaşadığı yoksunluk durumudur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;"><strong>Teknoloji Bağımlılığının Belirtileri</strong></span></h2>
<ul>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Sadece birkaç dakika bakacağım denilmesine rağmen saatlerce zaman harcamak.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Çok uzun süre bilgisayar kullanımından dolayı çeşitli fiziksel rahatsızlıklardan yakınmak.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Teknolojik ürünlerle çok fazla vakit geçirilmesine rağmen etraftakilere sanki hiç zaman harcamıyormuş gibi yalanlar söylemek.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">İnsanlarla internet ,telefon üzerinden konuşmayı, yüz yüze görüşmeye tercih etmek.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">İnternette vakit geçirmek için yemek yemekten, arkadaşlarla buluşmaktan, sorumlulukları yerine getirmekten fazlasıyla fedakarlık yapmak.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Televizyon, bilgisayar, telefon vs başındayken bir yandan büyük haz duyarken bir yandan da suçluluk hissetmek.Bu iki duyguyu sürekli olarak yaşamak ama aynı zamanda da çok fazla zaman harcamaktan kendini alamamak.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Bilgisayar, telefondan uzak kalındığında çok sinirli, öfkeli, gergin ve sanki boşluktaymış gibi hissetmek.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Bilgisayarda oyalanırken uykusundan feragat edecek kadar gece geç saatlere kadar uyanık kalmak.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;"><strong> </strong></span></p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;"><strong>Teknoloji Bağımlılığının Neden Olduğu Sorunlar</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Kişi teknolojik aracı kullanmadığı zaman psikolojik olarak kendisini güçsüz, çaresiz, kaygılı, sinirli ve stresli hisseder. Fiziksel olarak da baş ağrısı, terleme ve uykusuzluk hissedebilir. Gözlerde yanma, boyun kaslarında sertleşme, beden duruşunda bozukluk, elde uyuşukluk, halsizlik görülebilir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;"><strong>Teknoloji Bağımlılığıyla İlgili Öneriler<br />
</strong></span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt; color: #000000;">Teknoloji bağımlılığı söz konusuysa, yaşamınızdaki sosyal bağların eksikliğini öncelikle düşünmeli ve bu konuda bir şeyleri değiştirmeye yönelik adımlar atmalısınız. Yakın ilişki &#8211; aşk , arkadaş ilişkiler, aile ve akraba ilişkileri şeklinde bunu 3 ana başlıkta toplayabiliriz. Yaşamınızdaki hangi sosyal alanlarda eksiklik ya da bozukluk olduğunu düşünüyorsanız o alanda adımlar atmanız her şeyi daha da kolaylaştıracaktır. Daha fazla arkadaş etkinlikleri ve sosyal bağlarınızın kuvvetlendirilmesi çok önemlidir.</span></span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt;">Teknoloji bağımlılığı bir neden değil, sonuçtur. Sosyal bağların eksikliği ya da bozukluğu gibi bir nedene dayalı olabilecekken, bazı travmalarınızdan dolayı da teknoloji bağımlılığı yaşıyor olabilirsiniz. Bu olaylarla ilgili farkındalığınızı arttırmanız ve önceden</span></span></span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt;">Kendinize Zaman Ayırın. Mutlaka bir hobi edinin. Hobi, yapmaktan keyif aldığınız ve yalnızca kendiniz için yaptığını etkinliklere verilen addır.</span></span></li>
<li><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">Spor yapın. Spor daha iyi hissetmenizi sağlayacağı için sosyal bağlarınızı da daha kolay kuvvetlendirmenizi sağlayacaktır.</span></span></li>
<li><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 14pt;">Psikolojik destek almaktan çekinmeyin. Yukarıdaki önerilerimize de uygulamakta güçlük çekiyorsanız ve tek başınıza durumu kontrol altına alamadığınızı farkediyorsanız bir psikolog ya da psikolojik danışmandan psikolojik destek almanız yararınıza olacaktır. Özellikle EMDR eğitimi olan bir psikolog ya da psikolojik danışmandan destek almanız çok daha iyi olacaktır. EMDR terapisi ile bağımlılığa neden olan bizi derinden etkileyen geçmiş kötü anılarımız çalışılarak, rahatsız etmeyen sıradan olaylara dönüştürülmektedir. </span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">Fatih UĞUR<br />
Klinik Psikolog Psikolojik Danışman &#8211; Aile Danışmanı<br />
</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"> </span></p>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/yasamimizdaki-baglanti-eksikliginin-bir-sonucu-teknoloji-bagimliligi/">YAŞAMIMIZDAKİ BAĞLANTI EKSİKLİĞİNİN BİR SONUCU – TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EYVAH BEBEĞİM KOLİK OLDU</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/eyvah-bebegim-kolik-oldu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=eyvah-bebegim-kolik-oldu&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=eyvah-bebegim-kolik-oldu</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/eyvah-bebegim-kolik-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Aug 2023 18:52:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.fatihugur.com.tr/?p=1175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeğinizin ağlaması sizin de mi korkulu  rüyanız oldu?  Maalesef  bizler biliyoruz ki ağlayarak dünyaya gelen insanoğlu  dünyada da ağlamaya devam ediyor. Fiziksel ve duygusal acılarla doğduğu  andan itibaren yüzleşen bebekler bu acının oluşturduğu korkuyu, kaygıyı, stresi ağlayarak dışa vuruyor. Çoğu zaman bu durum doğumdan sonraki ilk üç ayda ‘kolik ağlama’ tipi dediğimiz genellikle görünür sebep [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/eyvah-bebegim-kolik-oldu/">EYVAH BEBEĞİM KOLİK OLDU</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Bebeğinizin ağlaması sizin de mi korkulu  rüyanız oldu?  Maalesef  bizler biliyoruz ki ağlayarak dünyaya gelen insanoğlu  dünyada da ağlamaya devam ediyor. Fiziksel ve duygusal acılarla doğduğu  andan itibaren yüzleşen bebekler bu acının oluşturduğu korkuyu, kaygıyı, stresi ağlayarak dışa vuruyor. Çoğu zaman bu durum doğumdan sonraki ilk üç ayda ‘kolik ağlama’ tipi dediğimiz genellikle görünür sebep olmadan haftanın en az dört gününde  günde ortalama  üç saat yaşanıyor. Neden ağlar bebek , anne bebeği ağlayınca ne yapmalı sorularının cevabını merak edenlerin bu yazımı mutlaka okumalarını öneriyorum. Anne babaların <strong>ankara pedagog</strong> alanında sıklıkla psikolojik danışman ve psikolog arayışına girdiği konulardan biri olan, nedeni anlaşılamayan ağlamalar konusundaki detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><strong>Bu Feryatlar Niye, Neden Ağlar Bu Bebekler?</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Hayatta kalma içgüdüsüyle yaşam kalım mücadelesinde  kendi kendilerine yetemeyen bebekler yardıma ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyacı karşılayabilmek için bakıcılarıyla genellikle bu bakıcı anneleri olur, iletişime geçmek mecburiyetindedirler. Doğduklarında konuşma becerisine sahip olamayan bebekler de bu iletişimi ağlayarak kurmaya çalışırlar. Yani bebekler kendilerini ağlayarak ifade ederler. Ebeveynler bebeklerinin dilinden anlamak ve ihtiyaçlarını karşılama sorumluluğunu üstlenirler . Özetle bebekler ağlayarak annelerine;  beslenme, kucağa alınma , bez değiştirilme, gaz çıkarılma gibi ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini iletirler.  </span><span style="color: #000000;">Burada ebeveynlere  düşen sorumluluk da bu ihtiyaçları en kısa zamanda ve iyi şekliyle karşılayabilmektir. İhtiyaç gidermek bebeklerin  temel ağlama sebebinden biridir.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir diğer sebep ise <strong>bebekler stres boşaltma mekanizması olarak ağlamayı tercih ederler</strong>. Gün boyunca yaşadıkları fiziksel ve duygusal acılar bebeklerde gerginliğe sebep olur ve günün belli bir saatinde bu gerginliği boşaltmak isterler. Bunu da ancak ağlayarak gerçekleştirebilirler. Stres ağlaması yaşayan bebeklere ebeveynlerin en iyi yöntemi strese sebep olan acı kaynağını ortadan kaldırıp bebeği sevgiyle kucaklayıp ağlamasına izin vermek olur. <strong>Onun bu duygusal durumunu yaşamasına izin vermek yani bebeği ağlaması için desteklemek gerekir. </strong> Bebeğinize onu anladığınızı söyleyip sevginizi vermek en iyi çözümdür. Böylece bebek duygusunu bastırmamış olur ve ileride daha büyük sorunlara neden olabilecek olan o stres ve kaygı atılmış olur.</span><span id="more-1175"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><strong>Bebeğimi Strese Sokan Ne? &#8211; Ankara Pedagog</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Bebeklerin savunmasız olmaları onları daha kolay strese girmelerine sebep olur. Kontrol edebilecekleri çok az şey vardır ve kendilerini koruyamayacakları  için çok çabuk güvensiz hissedebilirler. Bu da strese yol açar.  Araştırmacılar bebeklerin stresli olup olmadıklarını tükürüklerindeki kortizol miktarından anlamaktadırlar. Stresli durumlarda kortizol miktarında artış yaşanmaktadır. Bebeklerdeki stres kaynakları birkaç başlıkta inceleyelim:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><strong>Hamileliğiniz Çok Mu Stresli Geçti, Doğumda Sorunlar mı Oluştu?</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Yapılan araştırmalar bebekleri çok ağlayan annelerin hamileliklerinde ekonomik sıkıntılar, eşle yaşanan problemler, çevre baskısı gibi etmenler sebebiyle fazla stres altında kaldıklarını ,bu stresin bebeğe geçtiğini ve bebekte stres ağlamalarına sebebiyet verdiğini söylemektedir. Yapılan başka bir araştırmayla doğum sırasında yaşanan komplikasyonların  bebekte travmatik etkilere sebep olabileceğini bu etkilerinde ağlamalara yol açabileceği   sonucuna ulaşılmış.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><strong>Kucağına Çok Al Ki Bebeğin Az Ağlasın!</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Bebeklerin güven ihtiyaçları vardır bunu da ancak bağlandıkları insanla olan temasla sağlayabilirler. En iyi temas şekli de kucağa alınmaktadır. Bebek ne kadar  çok kucakta durursa ne kadar çok temas sağlanırsa o kadar az ağlar. Kucağa alıştırmayın şeklindeki hurafelere itibar etmemenizi öneririm. Yeni doğmuş ve hayata dair neredeyse hiçbir şey bilmeyen bebeğinizin endişe ve kaygı duyması çok normaldir. <strong>Örneğin siz evde olduğunuzu, etrafının duvarlarla çevrili ve kapısının kapalı olduğunu yani güvende olduğunuzu biliyorsunuz, ama çocuğunuz bilmiyor orası güvenli mi yoksa tehlikeli mi.</strong> Bebekler tüm bunları annesinin duygularından anlamaya çalışır. <strong>Anne kaygılıysa, bebek de kaygılı olur nedenini bilmese bile.</strong> Sevgi ve şefkatle kucaklandığında ise güvende olduğunu ve bir sorun olmadığını hissedecek ve bu nedenle fazla ağlamasına gerek kalmayacaktır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><strong>Fazla Uyaran Sunulan Bebeklerin Kafası Karışıyor!</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Bebeklerin doğdukları andan itibaren karmakarışık olan bu dünyaya uyum sağlamaya çalışırlar. Sürekli yeni uyaranlarla karşılaşır ve onları tanımaya çalışırlar. Anne karnında alışmış olduğu durumdan  farklı olan her uyaran bebek için stresli bir durumdur.  Bu stresi de ağlayarak atabilirler. Düğün, doğum günü partileri gibi ortamlarda bebeğiniz genellikle huzursuz olur mızlar  ya da ağlar. Sebebi ise genellikle fazla uyaran olmasıdır. Çeşitli ve yüksek sesler, parlak ışıklar, farklı yüzler anne karnındaki durumdan farklıdır . En iyi uyaran anne karnındakine en yakın uyarandır. <strong>Bebek anne karnında annesinin  nefes alışına ve bunun  yarattığı hafif sallantıya, annesinin kalp atışının sesine alışmıştır ve en iyi uyaranlar buna benzer uyaranlardır.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><strong>Bebeğinizi Hüsrana Mı Uğradı?</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Yetersizliklerle dünyaya gelen bebekler  yavaş yavaş  beceri geliştirirler. Denemelerle yeti kazanan bebekler denemeleri başarısızlıkla sonuçlanınca hüsrana uğrarlar ve bu da onların ağlamalarına sebep olur.  18 aylık bir çocuk istediği oyuncağın ismini söylediğinde anlaşılmaz ise sonunda sinirlenebilir ve ağlayabilir. Böyle bir ağlama durumunda da yine bebeğinizin stresini bu yolla attığının farkında olmalı, kucağınıza alıp yanında olduğunuzu hissettirip ağlamasına izin vermelisiniz. Dikkati dağıtarak ya da emzik vs kullanarak ağlamasını engellemeniz, ileride daha büyük sorunlara neden olacaktır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="font-size: 14pt;">Canı Yanan Bebekler</span> </strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Bebeğiniz herhangi bir yeri ağrıdığı , acıdığı için ağlayabilir. Acı çekmek herkes için zordur. Annelere düşen görev acının kaynağını tespit edip acıyı gidermek ve ağlamasına imkan sunmaktır güvenli bağlamlarda. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><strong>Ürkütücü Olaylardan Korkan Bebekler</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Her bebek kendine özgüdür. Her biri mizaçlarıyla doğar ve bu mizaç özellikleri onların olaylara  farklı tepki vermelerine sebep olur. Bazı bebekler  yüksek seslere, uyaranların aşırılığına daha duyarlıdır. Annesi bebeği emzirirken bir anda çalan telefona annesinin emzirmeyi bırakıp yanıt vermesi bebeği korkutabilir çünkü o telefonu bilmez ve annesinin aniden onu  terk ettiğini düşünür ve ağlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İşte bunlar gibi çeşitli sebepler bebeklerin ağlamasına sebep olur. <strong>Bebeğin neden ağladığını en iyi bilen kişi annesi olur</strong>. Onun dilinden anlar ve bebeğin verdiği ipuçlarından neden ağladığını anlar ve çözüm üretmeye çalışır, eğer anne kendisi sorunlu bir dönemden geçmiyorsa ve psikolojisi iyiyse. Çözüm üretene kadar da <strong>yapılması gereken en iyi şey bebeğinizi kucağa alıp onun yanında olduğunuzu belirtmek , sevginizi hissettirmek ve ağlamasını desteklemek olacaktır.</strong> Unutmayın ağlamak da bir duygudur ve karşılanması gereken bir ihtiyaçtır. Bebeğiniz ağladığında kendinizi yetersiz hissedip suçlamayın  ve en iyi şekilde bebeğinizin yanında olun.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 12pt;"><strong>Fatih UĞUR</strong></span><br />
<span style="color: #000000; font-size: 12pt;"><strong>Klinik Psikolog Psikolojik Danışman &#8211; Aile Danışman</strong></span></p>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/eyvah-bebegim-kolik-oldu/">EYVAH BEBEĞİM KOLİK OLDU</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/eyvah-bebegim-kolik-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EMDR &#8211; KAYGI BOZUKLUĞU</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/emdr-kaygi-bozuklugu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=emdr-kaygi-bozuklugu&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=emdr-kaygi-bozuklugu</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/emdr-kaygi-bozuklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 10:29:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.fatihugur.com.tr/?p=1152</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanoğlu doğumundan itibaren yaşamını sürdürmeye çalışır, bunun için tüm tehlikelerden kaçınma ve tehlikelere karşı önlemler alma eğilimindedir çoğu zaman. Tehlikelerden korkar ve bu durumlar için kaygılanırız. Kaygının  gerektiğinden az olması tehditleri gözden kaçırmaya neden olurken tehlikelere karşı önlem almayı engeller. Gerektiğinden fazla olması ise bir takım bozukluklara sebep olur. Kaygı bozukluğu ve panik bozukluk, diğer [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/emdr-kaygi-bozuklugu/">EMDR – KAYGI BOZUKLUĞU</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt;">İnsanoğlu doğumundan itibaren yaşamını sürdürmeye çalışır, bunun için tüm tehlikelerden kaçınma ve tehlikelere karşı önlemler alma eğilimindedir çoğu zaman. Tehlikelerden korkar ve bu durumlar için kaygılanırız. Kaygının  gerektiğinden az olması tehditleri gözden kaçırmaya neden olurken tehlikelere karşı önlem almayı engeller. Gerektiğinden fazla olması ise bir takım bozukluklara sebep olur. Kaygı bozukluğu ve panik bozukluk, diğer psikolojik sorun alanlarına göre en sıklıkla karşılaşılan ve <strong>psikolog, psikolojik danışman</strong>, <strong><a href="https://www.fatihugur.com.tr/">EMDR</a> danışmanı</strong>, psikiyatrist arayışına girilen sorun alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.  </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından hazırlanan tanı ölçütlerine göre sıralama yapılan DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı )’te kaygı bozuklukları; özgül fobiler, sosyal kaygı bozukluğu, panik bozukluk, agorofobi ve yaygın kaygı bozukluğu olarak alt alanlara ayrılmıştır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Özgül Fobiler</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Uçma, fare ya da kan gibi belirli bir nesne ya da durumdan kaynaklanan aşırı korkudur. Birey korku duyulan durum ya da nesneden sürekli kaçınma halindedir. Ancak sürekli kaygı halinde değildir sadece nesne ya da durumla karşılaşınca kaygılanır. Fobiler de hayvan fobisi (köpek, yılan, böcek…), doğal çevre (yüksek yerler, fırtına, su, şimşek …), durumsal ( tünel, köprü, asansör, kapalı alan…) gibi kaynağına göre gruplara ayrılır. Fobiler genellikle çocukluk döneminde yaşanılan bir travmayla başlar. </span><span id="more-1152"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 14pt;"><strong><span style="font-size: 18pt;">Sosyal Kaygı Bozukluğu</span> </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Sosyal ortamlarda başkalarının gözünün kendi üzerinde olabileceği durumlarda ya da sadece tanıdık olmayan insanlarla karşılaşıldığında yaşanan mantıklı olmayan ısrarlı bir korkudur. Bu kişiler değerlendirilebilecekleri ortamlardan kaçınmaya çalışır ve kaygı belirtileri göstererek utangaç bir tutum sergilerler. Sunum yapmak , bir topluluğa hitap etmek, yeni insanlarla tanışmak bu bireylerin korkulu rüyalarındandır. Kişiler yüzlerinin kızarmasından, ellerinin titremesinden endişelenirler ve bu endişeleri bu hataları yapmalarına olanak tanır yani korkulan durum kendini gerçekleştiren kehanet halini alır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Panik Bozukluk</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Belirli bir durumla ilişkili olmayan sık yaşanan panik ataklar ve bu panik atakların tekrar geçirileceği endişesiyle karakterize bir bozukluktur. Panik atak ani şiddetli bir endişe , dehşetli bir şey olacağı hissi ile mide bulanması, baş dönmesi, kalp çarpıntısı, boğulma hissi, sersemlik, bayılıyormuş gibi hissetme, ürperme, terleme , karıncalanma gibi fiziksel belirtilere eşlik eden depersonalizasyon yani kişinin bedenine ve derealizasyon yani kişinin dünyaya yabancılaşmasını da içine alan kontrolünü kaybetme, delirme ve hatta ölme korkusudur. Genellikle ergenlik döneminde başlar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 14pt;"><strong><span style="font-size: 18pt;">Yaygın Kaygı Bozukluğu</span> </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Sürekli endişe duyma halidir. Endişe ise problemi sürekli düşünmeye ve onu zihninden atamamaya yönelik bilişsel bir eğilimdir. Probleme çözüm bulunamadıkça endişe hali devam eder ve kontrol edilemez bir boyuta ulaşır. Yaygın kaygı bozukluğuna sahip kişiler odaklanma güçlüğü yaşar ve kolay yorulma,  kolay sinirlenme, huzursuzluk,  kaslarda gerginlik gibi fiziksel belirtiler de gösterirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Agorofobi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kaygı belirtilerinin oluştuğu anda kaçmanın, yardım almanın güç ya da utandırıcı olacağı durumlarda yaşanan kaygıdır. Kişi bu durumlardan kaçınmaya ya da kendisine eşlik eden birine gereksinim duyar. Avm’ler ibadet yerleri, festival alanları, uçaklar, köprüler  kaçmanın mümkün olmadığı yerler arasındadır. Agorofobisi olan kişiler evden çıkamaz ya da çıktığında fazlasıyla rahatsız hissederler, endişelenir, korkar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Kaygı Bozukluklarında Cinsiyet Faktörü ve Sosyokültürel Faktörler</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Çeşitli araştırmalar kadınların kaygı bozukluklarında tanı alma oranının erkeklerinkinden daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu durumun farklı sebepleri olabilmektedir; kadınların daha fazla olumsuz yaşam olayları karşılaşması taciz gibi ya da erkeklerin olaylar üzerinde kişisel kontrollerinin daha fazla olduğuna dair bir inanç ve öngörüyle yetiştirilmesi bu sebeplerden birkaçıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kültür bireyin neyden korkup neye kaygılanacağı konusunda önemli bir etkiye sahiptir. Kırsal bir yerde yaşayan birey ormanda yalnız kalmaktan korkmazken şehirde yaşayan birey bu durumdan korkabilir. Kültürü  önemli oranda etkileyen ekonomide bireyin kaygılanmasına sebep olabilir. Yoksul ve açlık sınırında olan bir ülkenin vatandaşı olmak insanı geleceğe dair kaygılandırır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"> </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Kaygı Bozukluklarını Oluşturan Etmenler Neler?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Korku koşullaması  özelliklede fobilerde oldukça etkili bir sebeptir fobinin oluşumunda. Kişi fobik nesneye koşullanır  yani öğrenir o nesnenin zarar vereceğini. Sonrasında da o nesneyi hatırlatıcı etmenle karşılaştığında korkar kaçınma davranışı sergiler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İkiz çalışmaları genetik faktörlerinde etkili olduğunu söylemektedir. Üstelik fobisi olan bir ebeveynin çocuğunu sadece fobisi değil diğer kaygı bozukluklarından herhangi bir tanı alma ihtimali de yüksektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kaygı bozukluklarına yol açan bir diğer önemli etmen bilişsel faktörlerdir , bunlar;</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Gelecek Hakkında Sürekli Olumsuz Düşünme : Kötü Şeylerin olacağına inanırlar. Örneğin panik bozukluğu olanlar kalpleri biraz hızlı çarptığında öleceklerine inanırlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Algılanan Kontrol :  Çevre üzerinde kontrol sağlanılamayacağını düşünen genellikle geçmiş yaşamda travmatik bir durumla(taciz,  doğal afet, kayıplar…) karşılaşanlar bu yönde bilişsel yargılara sahiptir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tehdit Algılama :  Kaygı bozukluğu olan kişiler olamayanlara oranla ortamdaki veya bedenindeki olumsuz ipuçlarına daha fazla dikkat etme eğilimindedirler. Bu da onları yanlış tehlike sinyallerine tepki vermelerine bu durumdan kaygı duymalarına sebebiyet verir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Travma ve Kaygılar</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Pek çok kez değinmiş olduğum kaygıların altında yatan önemli bir etmendir travmalar. Travmalardan etkilenme durumuna ve öğrenilen şeylere göre bireylerde travma sonrası stres ve kaygı yaşanır tekrar o travmayla karşılaşacağına , aynı durumu tekrar yaşayacağına dair.Ve sonucunda Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) dediğmiz bozukluk oluşur. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu tanının konulabilmesi için bireyin olayı ‘<em>yeniden deneyimliyormuş’</em> gibi hissetmesi ; tecavüze uğramışın kurbanın birisi ona dokunduğunda o olaya dönmesi ve o andaki korku, acı gibi duyguların tekrarlanması, olaya ilişkin tekrarlayıcı kabuslar görmesi, olayı anımsatan durumlardan ciddi oranda rahatsızlık duyması veya belirgin düzeyde fizyolojik tepkiler vermesi gerekir. Tanı için bir diğer etmen ise <em>‘olayla ilgili uyaranlardan kaçınma’</em> davranışı sergilemesi gerekmektedir. Olayı düşünmeden kaçınma, olayın yaşandığı yerden kaçınma, olayın yaşandığı zaman diliminden kaçınma gibi davranışlar. Bir diğer etmen ‘<em>duygudurum ve bilişsel değişimler’</em>. Bunlar arasında olayın bazı yönlerini hatırlayamama, ısrarcı olumsuz bilişler, olaya dair kendini ve başkalarını suçlama gösterilebilir. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">TSSB tanısı alan bir çok insan olay esnasında duygusal küntlük yaşadığını ve bir şey hissetmediğini söylemektedir. Kendini suçlamalarda bu noktada başlamaktadır.Ve tanı için gereken son etmen ‘<em>uyarılmışlık ve tepkisellik belirtileri</em>’.Bu belirtiler arasında sinirlilik hali veya saldırgan davranışlar, uykuya dalmada veya uyanık kalmada güçlükler,  konsantrasyon sorunu, aşırı tetikte olma veya kolay ürkme gibi belirtiler yer alır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Travma öncelikleri yeniden sıralayarak zorlukların üstesinden gelinebilmesini, kişilerin kendi potansiyellerini anlayabilmelerini ve yaşamlarını daha anlamlı hale getirebilmelerini sağlayarak bireye farkındalık kazandırır. Bu nedenle bazı insanlar travma sonrasında olumlu değişmeler  gösterebilirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>TSSB Terapisi ve EMDR                                                                </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Adaptif  Bilgi İşleme Modeline göre beyin, fizyolojik temelli bir sistemle, her yeni deneyim aracılığı ile kendisine ulaşan bilgiyi işler ve işlevsel hale getirir. Travmatik veya çok fazla rahatsız eden olaylar yaşandığında bu sistem bozulur beyin olaya ilişkin yeni bilgileri kayıt atına almaz ve bu durumu anlamlandırabilmeye yönelik işlevselliğini yitirir. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Duygular, düşünceler, imgeler, sesler, beden duyumları yaşandığı haliyle depolanır. Bu nedenle bugün yaşanan bazı durumlar bu izole kalmış anıları tetiklerse, kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir. <strong>EMDR</strong>’ye göre rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik özelliklerinin arkasında uyum bozucu, işlev bozucu, işlenmeden ve izole bir şekilde depolanmış bu tür anılar yatar. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben aptalım), olumsuz duygusal tepkileri (başaramamaktan korkma) ve olumsuz somatik tepkileri (sınavdan önceki gece karın ağrısı) problemin kendisi değil, semptomları, bugünkü dışavurumlarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan işlenmemiş anılar şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>EMDR</strong>, bu tür izole anıların işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Beynin zamanında yapamadığı işlemi yapmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. Danışan artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür. <strong>EMDR terapisi</strong> ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip kişisel gelişim sağlar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 14pt;">Fatih UĞUR</span></strong><br />
<strong><span style="font-size: 14pt;">Psikolojik Danışman &#8211; Aile Danışmanı &#8211; EMDR Danışmanı</span></strong><br />
<span style="font-size: 14pt;">Konya 2018</span></p>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/emdr-kaygi-bozuklugu/">EMDR – KAYGI BOZUKLUĞU</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/emdr-kaygi-bozuklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EMDR TERAPİSİ İLE PANİK ATAK TERAPİSİ</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/emdr-terapisi-ile-panik-atak-terapisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=emdr-terapisi-ile-panik-atak-terapisi&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=emdr-terapisi-ile-panik-atak-terapisi</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/emdr-terapisi-ile-panik-atak-terapisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Aug 2023 12:44:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihugur.com.tr/?p=806</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok sık seyahat etmenize rağmen her uçak yolculuğu sizin için korku filmi gibi mi geçiyor? Ya da asansör ya da metro gibi hayatınızı kolaylaştıracak araçlara binemiyor ve her türlü kapalı alan sizin için tehlike mi oluşturuyor? EMDR ismiyle bilinen Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi, travmadan kaygı bozukluğuna, vajinismustan kekemeliğe birçok sorunun tedavisinde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/emdr-terapisi-ile-panik-atak-terapisi/">EMDR TERAPİSİ İLE PANİK ATAK TERAPİSİ</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="text">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Çok sık seyahat etmenize rağmen her uçak yolculuğu sizin için korku filmi gibi mi geçiyor? Ya da asansör ya da metro gibi hayatınızı kolaylaştıracak araçlara binemiyor ve her türlü kapalı alan sizin için tehlike mi oluşturuyor?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">EMDR ismiyle bilinen Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi, travmadan kaygı bozukluğuna, vajinismustan kekemeliğe birçok sorunun tedavisinde kullanılıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><a class="modal-image" title="EMDR ile Panik Atak Tedavisi" href="https://img-s1.onedio.com/id-5304cef4d4e6654a60000070/rev-0/bound/w-800/s-d36ab42df98496e62cc1d001621465b800783043.jpg" target="_blank" rel="noopener" data-style="width: 150px; height: 150px"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="https://img-s1.onedio.com/id-5304cef4d4e6654a60000070/rev-0/w-250/h-200/s-43892156e5a6787a7ba56f19e5f73661d7a704f6.jpg" alt="EMDR ile Panik Atak Tedavisi" width="250" height="200" /></a></p>
<p>Konya EMDR Terapisi &#8211; Konya Panik Atak Terapisi</p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 18pt;">EMDR Terapisi Nedir?</span></h2>
<p><span style="color: #000000; font-size: 12pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">EMDR, Türkçe açılımıyla ‘Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme’, güçlü bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2 milyon kişinin farklı tiplerde psikolojik rahatsızlıklarının başarıyla tedavi edilmesini sağlamıştır.</span></p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 18pt;">EMDR Terapisi nasıl çalışır?</span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Günde yaklaşık 20 bin anıyı kaydediyoruz. Bu anıların bazıları olumlu, bazıları olumsuz, birçoğu ise önemsiz ve nötr olanlardan oluşuyor. Olumlu ve nötr anılar, bilgi işleme sürecinden normal bir şekilde geçip hafızaya atılır. Olumsuz ve travmatik anılar ise, tıpkı bilgisayara giren virüs gibi, bu süreci bozarlar. Bu anılar, anlamlandırma sürecinin normal çalışmasını engeller. Olumsuz anı, sadece geçmişte yaşamakla kalmıyor, etkisini hala ‘bugün’ yaşanmışcasına canlı olarak sürdürüyor.</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">EMDR, bu tür anıların sağlıklı işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Terapi sırasında, beynin sağ ve sol yarımküreleri uyarılarak, zamanında yapamadığı işlemin yapılmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması ile mümkün olur. Kişi artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir bakış açısıyla görür.</span></p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 18pt;">EMDR olumsuz her şeyi unutturur mu?</span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">EMDR rahatsız edici, acı veren anıyı unutturmaz. Ancak terapi sonrası, bu acı yüzünden hissedilen öfke, korku, üzüntü, kaygı, hayal kırıklığı gibi tüm olumsuz duygulara karşı duyarsızlaştırır</span></p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 18pt;">Terapi nasıl gelişiyor?</span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">EMDR terapisinde 8 aşamalı, üç yönlü (geçmiş, şimdi, gelecek) bir protokol uygulanır. Hedef, geçmişte yaşanan anıların yeniden işlenerek duyarsızlaşmanın sağlanması, bugünkü semptomların ortadan kalkması, kişinin gelecekte karşılaşacağı benzer sorunlar karşısında, kazandığı olumlu inanç ve duyguların geliştirdiği yeni bakış açısının yönlendirdiği davranışları gösterebilmesidir.</span></p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 18pt;">EMDR ne kadar sürede etkili olur?</span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Bazen tek seansta sorunun çözüldüğü gözlemlendiği, gibi bazen de daha uzun çalışma gerektirebilir.</span></p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 18pt;">EMDR ile hangi sorunlar çözülebilir?</span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">EMDR’ye göre psikolojik ve/veya psikosomatik rahatsızlıkların çoğunluğunun işlenmemiş anılara bağlı olması, klinik uygulama alanını giderek genişletmiş, birçok sorunun verimli ve hızlı bir şekilde çözülmesinin sağlandığı görülmüştür. Bu alanlara örnek olarak kişilik bozuklukları, panik bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon, yas, rahatsız edici anılar, fobiler, ağrı rahatsızlıkları, yeme bozuklukları, performans kaygısı, stres kontrolü, bağımlılıklar, cinsel ve/veya fiziksel taciz, beden algısı bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, davranış bozuklukları ve özgüven sorunları vb.</span></p>
<h2><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 18pt;">Günlük hayatınız kolaylaşacak</span></h2>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Çok çalışmanıza ve denemelerde istediğiniz başarıyı yakalamanıza rağmen, gerçek sınav yaklaştıkça, yüksek kaygıdan dolayı hiçbir şey yapamadığınızı gözlemliyorsanız</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Sevgiliniz tarafından terk edildiniz ve kendinizi hep o anı yaşamaktan alıkoyamıyorsanız</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Şiddete maruz kaldınız ve bu görüntüler bütün hayatınızı altüst etmişse;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Annenizin yıllardır süren eleştirel tavrı ve sözleri, her yeni girdiğiniz ortamda kulaklarınızda çınlıyor ve hareket edemez hale geliyorsanız;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Vertigonuzu tedavi ettirdiniz ancak ‘ya tekrar olursa’ korkusuyla kendinizi eve hapsetmişseniz;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Boşandınız ve evliliğinizin son döneminde işittiğiniz hakaretler bir türlü aklınızdan çıkmıyorsa;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Bir türlü ‘hayır’ diyemiyor ve bu tavrınız size her seferinde büyük sıkıntı yaşatıyorsa;</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Çok sık seyahat ediyorsunuz ama her uçak yolculuğu sizin için korku filmi gibi geçiyorsa;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Asansör ya da metro gibi hayatınızı kolaylaştıracak araçlara binemiyor ve bunlar gibi her türlü kapalı alan sizin için tehlike anlamına geliyorsa;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Kendi başarınızı sürekli iş arkadaşlarınızın başarısıyla kıyaslıyor ve bu sizde büyük kaygı yaratıyorsa,</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Yaşadığınız her olumsuz olaydan sonra ‘benim suçum’ yorumunu yapıyorsanız;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Kaza geçirdiniz, bir süre sonra her şey düzelip iyileştiniz, ama tekrar arabaya binmek en büyük kabusunuz olduysa;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Sosyal ortamlarda, en iyi bildiğinizi şeyi bile anlatmakta zorluk çekip, bir kenarda susup oturmayı tercih eder hale geldiyseniz;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· Her yaptığınız şeyde başkalarının onayına ihtiyaç duyuyor, kendi fikirleriniz size değersiz geliyorsa;</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">· İkili ilişkilerde hep yanlış insanları buluyorum; ilişkilerimi sürdüremiyorum ve sonu hep istemediğim şekilde bitiyor diyorsanız EMDR ile çözüme kavuşabilirsiniz.</span></p>
</div>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/emdr-terapisi-ile-panik-atak-terapisi/">EMDR TERAPİSİ İLE PANİK ATAK TERAPİSİ</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/emdr-terapisi-ile-panik-atak-terapisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RÜYAYI  KABUSA  ÇEVİRMEYİN</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/ruyayi-kabusa-cevirmeyin/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ruyayi-kabusa-cevirmeyin&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ruyayi-kabusa-cevirmeyin</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/ruyayi-kabusa-cevirmeyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2023 10:29:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.fatihugur.com.tr/?p=1141</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlar neden evlenir ve neden boşanır sorularıyla başlayalım. Toplumsal norm ve dini gereklilikler dünyadaki bütün kültürlerde belirli yaşa gelen gençlerin evlenmesi için teşvik, destek ve hatta zorunluluklar oluşturur. Bir çoğumuz neden evleniyorum sorusunu soramadan kendisini evli bulur. Haliyle evlilikteki ve eşteki beklentiler ve sorumluluklar da sorgulanmamış olur. Bireyin istediği tek şey mutlu olmakmış gibi görünse [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/ruyayi-kabusa-cevirmeyin/">RÜYAYI  KABUSA  ÇEVİRMEYİN</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 14pt;">İnsanlar neden evlenir ve neden boşanır sorularıyla başlayalım. Toplumsal norm ve dini gereklilikler dünyadaki bütün kültürlerde belirli yaşa gelen gençlerin evlenmesi için teşvik, destek ve hatta zorunluluklar oluşturur. Bir çoğumuz neden evleniyorum sorusunu soramadan kendisini evli bulur. Haliyle evlilikteki ve eşteki beklentiler ve sorumluluklar da sorgulanmamış olur. Bireyin istediği tek şey mutlu olmakmış gibi görünse de bunu başarmak çiftler için hiçte  kolay olmayacaktır ve başarısız girişimler boşanmayla sonuçlanacaktır. </span></strong></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">            <strong> </strong></span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Neden Toplum Evliliği Gerekli Hale Getiriyor?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Evlilik gerçekten insan için faydalı veya gerekli mi? Evrimsel açıdan bakacak olursak bireyin iki temel amacı var: Hayatta kalmak, yaşam kalım mücadelesi vermek ve genlerini bir yavruya aktarmak yani üremek. Yaşamını devam ettiren bireyin, ikinci görevi olan üremeyi yerine getirmesi gerekir. İnsan gibi memelilerin üremesi içinde karşı cinse ihtiyaç duyulur. Karşı cinsle temas sağlanıp cinsel birliktelikten sonra olan yavru için ebeveynlerin etkileşim kurarak yavrunun yaşam kalım mücadelesinde bir süre yavruya destek olmaları yani yavrunun bakımını üstlenmeleri gerekir. Kadınların toplayıcılıkla erkeklerin avcılıkla yavruya gerekli besini sağlama çabaları cinsiyet rollerini oluşturmuştur. Çiftlerin yavru bakımı için etkileşim halinde olmaları ve cinsel birliktelik için toplum ‘evlilik’ kavramını oluşturmuş ve bazı şeylerin meşrulaştırılmasını sağlamıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Evlilik gerçekten faydalı mı diye sorgulayacak olursak yapılan araştırmalar gösteriyor ki gerçekten insan sağlığı için evlilik olumlu bir etkiye sahip. Yapılan araştırma mutlu bir evlilik süren bireyin boşanmış bir bireye göre ömrünün dört yıl daha uzadığını söylüyor.. Mutlu bir beraberlik süren çiftlerin birbirlerine daha iyi baktıkları, sosyal destek sağladıkları, sağlıklı yaşam için birbirlerini teşvik ettikleri görülmüş. Bu durum  onların evlilik yaşamlarında daha az stresli olmalarını  ve çevreden gelen stres faktörlerinden daha az etkilenmelerini sağlamış. Stresle olumlu baş etmek ise bireyin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor. Depresyon, madde bağımlığı, anksiyete gibi bir çok psikolojik rahatsızlıklardan da koruyor.</span><span id="more-1141"></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">            </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Neden Boşanıyorlar?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Evliliğin insan ömrünü uzatmaya varana dek bu kadar çok olumlu yanı , faydaları var ise  çiftler neden boşanır ya da evlilikten neden kaçınırlar diye düşünmeden edemiyoruz.  İnsanların evlilikten kaçınma sebebinin altında ‘Erkek ve kadınlar farklı gezegenlerden gelir, erkekler biyolojik olarak evliliğe uygun değildir.’ gibi toplumlarda kabul görmüş bir takım mitler, mutsuz  evlilik sürdüren çiftler ve boşanan çiftler yatıyor. Boşanan çiftlerin psikologlara başvurma sebepleri ve mahkemelerdeki boşanma gerekçeleri genellikle ‘şiddetli’ geçimsizlik olarak  belirtiliyor. Ayrılmak isteyen  çiftler şiddetli geçimsizlik yaşarken birliktelik sürdüren çiftler şiddetli geçim sağlıyor olmalılar ki boşanmıyorlar. Peki bu geçimi nasıl sağlıyorlar ? Bu sorunun cevabını Dr. John Gottoman   ‘ duygusal zekalı evlilik ‘ diyerek veriyor. Duygusal zekalı evliliklerde çiftler ilişkilerine , birbirlerine, eşinde gördüğü farklılıklara ve benzerliklere saygı gösteriyor, değer veriyor ve empati geliştiriyor yani ona onun gözüyle bakıyor, eşini anlamaya çalışıyor. Davranışları olumlu değerler atfederek değerlendiriyor. Karı koca arasındaki ilişki iyi bir dostluk ilişkisi halini alıyor. İşte bunları yapan çiftlerin uzun yıllar mutlu bir beraberlik sürdükleri sağlıklı ve huzurlu bir ortamda çocuk yetiştirdikleri ve bu olumlu hallerin çocuğa da yansıdığı görülüyor.  </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">            </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Mutlu Çiftler De Sorun Yaşar</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yukarıda bahsedilen yargılardan yola çıkarak mutlu çiftler hep mutludur, hiç sorun yaşamazlar gibi çıkarımlarda bulunmak doğru mu? İnsanlar farklı ortamlarda büyümeleri ve farklı farklı çevreyle etkileşime girmeleri sonucu farklı kişilikler oluştururlar ve bu farklılıklar düşünce ve davranışlara da yansır. Haliyle insan ilişkilerinde de kendini gösterir. Farklılıklara olan bakış açısı da çiftler arasında çatışmaya sebep olabilir. Yani farklılıklar sebebiyle mutlu çiftler de yüksek sesle tartışabilir. Ancak mutlu  çiftler tartışsalar bile birbirlerine ve ilişkilerine karşı olumlu duyguları sürdürmeye, birbirlerine eşlik etmekten hoşlanmaya , birbirlerine umut vermeye ve destek olmaktan mutlu olmaya devam ediyorlar. Yani aralarındaki dostluğu devam ettiriyorlar. Olumlu duygu durumunun ağır bastığı çiftler olumsuzlukları daha az algılama eğilimindedirler. Bu da onların daha az çatışmalarını az çatışma da daha çok mutlu olmayı sağlar. Olumsuz duygu durumunun ağır bastığı çiftler de olumsuzlukları daha çok algılama olumlu şeyleri daha değersiz algılama eğilimindedirler. Bu da onların daha fazla çatışmasına daha fazla çatışma hali de daha çok mutsuz olmaya sebebiyet vermektedir. Özetle  olumlu ve olumsuz duygular  kısır bir döngü halinde çiftleri  mutluluğa veya mutsuzluğa mahkum kılar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">            </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Çatışmayı Onarmaya Çalışıyor Muyuz?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Çiftler arasındaki tartışmayı olumlu kılan ilişkideki çatışmayı faydalı hale getirebilen şey çiftlerden birinin tartışma sırasında onarma girişiminde bulunmasıdır. Onarma girişimi çatışmayı  yumuşatma çabalarıdır. Bu şöyle bir hareket veya davranıştır diyemeyiz bunu çiftler belirler.  Bazı çiftlerde dil çıkarma, bazı çiftlerde bir anda gülme gibi kendini göstermektedir onarma girişimleri. Eğer ki çiftler arası dostluk kuvvetli değil ve olumsuz duygular daha ağır ise bu  onarma girişimleri faydalı olmayabilir çünkü karşı taraf olumsuz algılama eğilimindedir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Dikkat! Tehlike Çanları Çalıyor</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Boşanmış çiftler bir anda boşanamayacaklarına göre  olumsuz olarak yaşanan bir süreç olmalıdır. Yani tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Bu tehlike çanları birkaç şekilde kendini göstermektedir. Gelin bu belirtilere biraz göz atalım.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tartışmaya  suçlama , iğneleme , genellemeler atfetme gibi sert başlangıçlar yapmak o tartışmanın sonuçsuz kalacağını göstermektedir. Aradaki onarma girişimleri bile sert başlangıçlı tartışmalarının iyi sonuçlanmasına imkan tanımamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İkinci belirtide eleştiri, hor görme, kendini savunma, araya duvar örme gibi birkaç unsur bir arada bulunmaktadır. Eleştiri bireyin karakterini de kapsar yani geneller bu sebeple bireyler eleştiriyi olumsuz algılarlar. Hor görmenin temelinde de tiksinme yatar eşlerden biri bunu algılarsa çatışmanın olumlu ilerlemesi pekte mümkün olmaz. Alay etme , küçümseme, göz devirme gibi söz ve davranışlar hor görmeye girmektedir. Kendini  savunan eş bir bakıma saldırıya geçmiştir ve saldırıya geçen taraf geri adım atmaz onarma girişimlerinde bulunmaz yani  yangına körükle gitmiş olur haliyle de çatışma sönmek yerine alevlenir. Eleştiriyle başlayan çatışma çiftlerden birinin araya duvar örmesi yani kendini iletişime kapatmasıyla son bulur. Duvar ören taraf sadece o anki çatışmadan değil bir süredir var olan evliliğinden de kaçmaktadır. Eşlerden birinin kendisini iletişime kapatması sorunu çözümsüz hale getirir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">            </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Sakin Kalamayan Erkekler Seçildi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Çatışmalarda aniden ve karşı tarafı çok etkileyecek şekilde gelişen patlamalar dolup taşmak olarak nitelendirilmektedir ve bu bireyi tartışma sırasında sürekli bunu düşünmeye sevk eder. Psikologlar  danışanlarından yola çıkarak diyor ki beden dili bireyin patlamak üzere olduğunun belirtilerini gösterir. Bireyin kalp atışının hızlandığının,  soluğunun kesildiğini hissetmesi bireyi daha da gerginleştirir. Karşı tarafında bunu fark etmesi  kişide duygusal gerginliğe yol açar. Evrimsel bir kökene dayanan erkeklerin daha öfkeli olduğu miti oldukça yüksek düzeyde gerçeklikler barındırır. Fizyolojik olarak incelediğimizde görüyoruz ki erkeğin kardiyovasküler sistemi stres durumlarında kadınlarınkine göre daha aktiftir ve daha  uzun bir sürede normal düzeye gelir. Bu sistemin aktifliği avcılıkla uğraşan erkeklerin tehlike karşısında korunmasına olanak sağlamıştır. Yani sakin kalamayan erkekler seçilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Onarma girişimlerinin çatışma yumuşatmada olumlu etkiye sahip olduğunu söylemiştik. Ancak başarısız onarma girişimleri çatışmayı frenleyememektedir. Bu da daha çok olumsuz duyguların olduğu evliliklerde gözlenir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Son belirti kötü anılardır. Evliliğin iyi gitmediği çiftler geçmişteki olumsuzlukları daha büyük ve daha olumsuz algılama ve olumlulukları görmeme eğilimindedirler. Geçmişte yaşadıkları mutlu anlar hiç hatırlanmaz hale gelir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İşte bütün bu belirtiler ayrılık geliyor demektedir. Boşanmanın habercisi olabilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Psikolojik Danışman Fatih UĞUR</strong></span><br />
<a href="https://www.optimumpsikoloji.com.tr/"><span style="font-size: 14pt;"><span style="color: #3366ff;"><strong>Optimum Aile Danışma Merkezi</strong></span></span></a></p>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/ruyayi-kabusa-cevirmeyin/">RÜYAYI  KABUSA  ÇEVİRMEYİN</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/ruyayi-kabusa-cevirmeyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUĞUNUZU ve ONUN İHTİYAÇLARINI ANLAMANIN İPUÇLARI (2-8 YAŞ)</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuzu-ve-onun-ihtiyaclarini-anlamanin-ipuclari-2-8-yas/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocugunuzu-ve-onun-ihtiyaclarini-anlamanin-ipuclari-2-8-yas&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocugunuzu-ve-onun-ihtiyaclarini-anlamanin-ipuclari-2-8-yas</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuzu-ve-onun-ihtiyaclarini-anlamanin-ipuclari-2-8-yas/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jul 2023 09:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.fatihugur.com.tr/?p=1335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne ve babalar çok eski toplumlardan bu yana kendi doğrularıyla oluşturdukları çok çeşitli yöntemlerle çocuklarının üstün yararını gözetmişlerdir. İlk toplumlarda bu üstün yarar çocuğun temel ihtiyaçları doğrultusunda hayatta kalma olasılığını yükseltme amacı taşır. Ancak günümüz toplumunda çocukların temel ihtiyaçlarına ek olarak ihtiyaçları çeşitlenmiştir. Bunun bir sebebi çocuklar üzerine yapılan araştırmaların artmasıdır. Artık çocukların yalnızca barınma, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuzu-ve-onun-ihtiyaclarini-anlamanin-ipuclari-2-8-yas/">ÇOCUĞUNUZU ve ONUN İHTİYAÇLARINI ANLAMANIN İPUÇLARI (2-8 YAŞ)</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ve babalar çok eski toplumlardan bu yana kendi doğrularıyla oluşturdukları çok çeşitli yöntemlerle çocuklarının üstün yararını gözetmişlerdir. İlk toplumlarda bu üstün yarar çocuğun temel ihtiyaçları doğrultusunda hayatta kalma olasılığını yükseltme amacı taşır. Ancak günümüz toplumunda çocukların temel ihtiyaçlarına ek olarak ihtiyaçları çeşitlenmiştir. Bunun bir sebebi çocuklar üzerine yapılan araştırmaların artmasıdır. Artık çocukların yalnızca barınma, beslenme, giyinme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasının çocuğun gelişimi için yetersiz olduğu bilgisine sahibiz.</p>
<p>Konya Pedagog Günlüğü yazı dizimize, 2-8 yaş aralığındaki çocuğunuzu anlamanın ipuçları yazımızla devam ediyoruz. Bu yazıda edineceğiniz bilgiler çocuğunuzla yaşayacağını birçok sorunda çok işinize yarayacaktır. Yine de aşamadığınız sorunlar söz konusu olursa bir klinik psikolog, pedagog ya da psikolojik danışmandan destek almaktan çekinmeyin.</p>
<p>Bebeklik dönemi (0-2 yaş) bağlanmanın gerçekleştiği, bebeğin dünyaya ilişkin ilk bilgilerinin oluştuğu önemli bir dönemdir. Bu dönemde temel ihtiyaçların hemen giderilmesi, fiziksel temas ihtiyacının karşılanması, ağlama ihtiyacının kabul edilmesi gibi birçok mühim konu vardır. Ebeveynler için zorlu bir süreç olan bu dönemden sonra bebek için erken çocukluk dönemi (2-8 yaş) başlar.</p>
<p>Erken çocukluk dönemi bebeklikten farklı olarak çocuğun kendisini, ailesini, dünyayı daha yakından incelemeye ve kavramaya başladığı bir dönemdir. Ayrıca çocuğun fiziksel ve bilişsel olarak gelişimi hızlanır, birçok yeni beceri edinir, sosyalleşir. Dolayısıyla bebekliğe nazaran ihtiyaçlar, istekler değişir. Ebeveynlere düşen görev ise çocuğu yakından izleyerek çocuğun ihtiyaçlarına, davranışlarına yönelik doğru tutumlar sergilemektir. Ebeveynlere bu dönemde doğru tutum ve davranışlara sahip olmaları yolunda destek olmak için erken çocukluk dönemine ilişkin birkaç konuya değineceğiz.<span id="more-1335"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Erken Çocukluk Döneminde “Ağlama”</strong></h3>
<p>Ağlamak tüm insanlar için etkili bir stres boşaltma aracıdır. Bebekler, çocuklar ve yetişkinler kendilerini korku, kaygı, üzüntü, hayal kırıklığı gibi olumsuz duygulardan ağlama yoluyla arındırırlar. Ancak bu olumsuz duygular her gelişim döneminde farklı sonuçlarla ortaya çıkar. Bebeklik döneminde bebek ani bir ses sonucu korkup gerilebilir ve ağlayarak yatışır erken çocukluk döneminde bir çocuk ise tek ayak üstünde duramadığı, bağcıklarını bağlayamadığı için kendini yetersiz hissedip ağlayabilir.</p>
<p>Erken çocukluk dönemi çocuğun birçok deneyim yaşadığı, keşfettiği ve dikkatinin açık olduğu bir dönemdir. Çocuğun deneyimlerinde başarısızlıkla karşılaşması muhtemeldir. Ancak artık kendisini ayrı bir birey olarak tanımlayan çocuk için bu başarısızlıklar basit değil aksine acı vericidir. Örneğin bütün gün kumdan kule yapmaya çalışan ama her defasında yapamayan çocuğunuz gün sonunda uzun ağlamalar yaşayabilir.</p>
<p>Erken çocukluk döneminin belirgin özelliklerinden biri de meraktır. Çocuk için insanlar, hayvanlar, doğa, yaşam, ölüm gibi kavramlar karmaşıktır. Deneyimleri artan çocuğunuz bu kavramlarla karşılaştıkça sorular sormaya ve bu konuları kendi içlerinde anlamlandırmaya çalışır. Ancak tüm bu karmaşa çocuk için gerilime sebep olabilir ve ağlamalar başlayabilir.</p>
<p>Ebeveynler genellikle çocukların bakış açısı yerine kendi açılarından baktıkları için çocuğun uzun ağlamalarını anlayamayabilirler. Kabul edilemez olarak ya da şımarıklık olarak görüp öfkelenebilirler. Ancak stres, gerginlik gibi sebepler göz ardı edilmemelidir. Ebeveynler böyle durumlarda ağlamanın çocuklarını rahatlatacağını bilmelidirler. Çocuğunuzun yargılanmadan, kendisine kızılmadan ağlayabileceğini bilmesi önemlidir. Böyle durumlarda çocuğunuza “üzgün hissettiğini anlayabiliyorum” gibi bir cümle ile onu anlayabildiğinizi yansıtmanız mümkündür. Kucağınıza gelmek isterse ona nazikçe sarılabilir ve kollarınızda ağlamaya devam edebileceğini söyleyebilirsiniz. Çocuğunuzu yalnız bırakmamalısınız ve ona yakınlarda ve ilgili olduğunuzu göstermelisiniz. Ne kadar uzun süre olursa olsun çocuğunuz güven içinde duygularını boşaltıp gevşeyecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Erken Çocukluk Döneminde “Korku ve Kaygı”</strong></h3>
<p>2-8 yaş arası çocuklarda korku ve kaygıyla sonuçlanabilecek birçok neden vardır. Kategorileştirecek olursak:</p>
<p>-Yetersiz bilgi sonucu oluşan korkular: Bu dönemdeki çocuklar için dünya kaotik bir yapıdadır, varsayımlarda bulunulamayan gizemli bir yerdir. Nedenini kavrayamadığı durumlar çocuklar için kaygı ve korkuya sebep olabilir.</p>
<p>-Bebeklikteki olumsuz deneyimler sonucu oluşan korkular: Bebeklik döneminde yaşanan olumsuz deneyimlerin negatif yüklerinden arınamamış bir çocuk için bebeklik dönemi korkuları hala geçerlidir.</p>
<p>-Kaygıya sebep olan deneyimler sonucu oluşan korkular: Çocuğun salıncaktan düşmesinin ardından parka gitmeye çekinmeye başlaması kaygıya sebep olan bir deneyimdir ve çocukta korku oluşur.</p>
<p>-Başkalarının korkularını özümseme sonucu oluşan korkular: Çocuklar çevrelerindeki insanların korkularını özümseyip aynı nedenden ötürü korku duyabilirler. Annesi sudan korkan bir çocuk deniz ve havuza gitmekten büyük endişe duyabilir.</p>
<p>-Sembollerle ilişkilendirilen korkular: Çocukların ifade edemediği, yetişkinlere aktaramadığı olumsuz olay veya düşüncelerin bir sembolle ilişkilendirilerek korku sebebinin şekil değiştirmesi durumudur. Örneğin yeni bir kardeşinin olmasının ardından derinde anne ve babasının sevgisini kaybetme korkusu yaşayan çocuk perdenin arkasında bir canavar olduğunu düşünüp korkabilir.</p>
<p>Çocuklarının korkusunu yenmesini isteyen ebeveynler için ilk ve en önemli adım çocuğun duygularını olduğu gibi kabul etmektir. Bu kabul çocuğa yansıtılmalıdır. Alaycı, küçümseyici cümleler engellenmelidir. Ardından çocuğun korkusu hakkındaki yanlış veya yetersiz bilgisi düzeltilmeli ve çocuk doğru, anlaşılır biçimde bilgilendirilmelidir. Çocuk güvenli bir ortam sağlandığında korkunun verdiği gerilimi boşaltmak için ağlamak isteyebilir. Çocuğa izin verilmelidir. Bir başka yöntem çocuğun korkusunu komik bir şekilde birlikte canlandırmak olabilir. Canlandırma esnasında çocuk korktuğu durumu yöneten bir konumda olacağı için kendisini daha güçlü hissedebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Erken Çocukluk Döneminde “Oyun”</strong></h3>
<p>Çoğu yetişkin ve ebeveynler oyunu eğlence olarak algılar. Ancak oyun erken çocukluk döneminde öğrenmenin en temel yolu olduğu için çocuğun fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimi için çok önemlidir. Çocuk oyun esnasında yeni beceriler edinir ve edindiği becerileri hayatına entegre eder.</p>
<p>Çocuk için oyun oynamak öğrenme, keşif, deneyim kazanma yolu olduğu kadar acı veren hislerini, gerginliklerini canlandırarak yaşamanın ve rahatlamanın bir yoludur. Örneğin doktor randevusundan eve dönen bir çocuk saatlerce sıkılmadan doktorculuk oynayabilir ve bundan büyük keyif alır. Aslından burada çocuk doktor randevusunun hissettirdiği endişeyi oyun yoluyla tekrar deneyimler ve yeniden düzenler. Kontrolü elinde tutmuş olan çocuk, oyuncakların sembolik olarak bir olayı, duyguyu, bir kişiyi ifade etmesiyle oyunu şekillendirir. Anne babalar da çocuklarının bu oyunlarına eşlik edip güven ortamı oluşmasını destekleyebilirler.</p>
<p>Ebeveynler ve çocuklarının birlikte oyunlar oynaması, birlikte gülmeleri her iki tarafın da gerginliğini alıp gevşemesine neden olur. Birlikte oyunlar oynayıp, gülen ebeveyn ve çocuk arasında bağ kuvvetlenir. Oyun çocuğun yarattığı bir dünyadır ve biz ona misafir oluruz. Bu nedenle oyunda yönetimin çocuğa ait olması önemlidir. Çocuğun verdiği direktiflere uymalı ve oyunu onun şekillendirmesine izin verilmelidir. Bir objeyi kullanım alanı dışında, bir oyuncak olarak oynadığını görebilir ya da çocuğun oyun esnasında kelimeleri, kavramları karıştırdığını fark edebiliriz. Ancak çocuk eğer doğrusunun ne olduğunu sormuyorsa düzeltmeler yapmak çocuk için yetersizlik hissine sebep olabilir.</p>
<p>Çocuklarla oyun oynamak ciddi dikkat ve sabır ister. Yetişkinler için çok basit olan ve zaten öğrenmiş oldukları oyunlar, etkinlikler can sıkıcı gelebilir. Bu şekilde düşünceler içinde olan ebeveynler dikkatsiz ve sıkılmış bir vaziyette oyunu sürmemelidir. Çocuklar ruh hallerimizi anlarlar bu nedenle çocuğun oluşturduğu oyundan sıkılmış görünen bir anne baba çocuk için hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir. Böyle bir durumda çocukla oynanmasa bile çocuğun oyununa ilişkin destek verici cümleler kurulabilir, yorumları dinlenebilir, oyun sonrasında duyguları hakkında çocukla konuşulabilir.  Ebeveynin de keyif alacağı, dikkatini verebildiği etkinlikler seçilebilir. Örneğin boyama yapmak, oyun hamuruyla oynamak çocuk ve ebeveynin paylaşacağı nitelikli saatlere dönüşebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Erken Çocukluk Döneminde “Çatışmalar”</strong></h3>
<p>Çocuk büyüdükçe ve bulunduğu alanlar arttıkça daha çok kural ve sınırla karşılaşır. Çocuklar sıklıkla ebeveynleri tarafından doğru bulunmayan -sıkıntı veren, tehlike içeren- olaylara sebep olur ve bu yönde davranışlar sergilerler. Bu durum “disiplin” kavramını gündeme getirir.</p>
<p>Çocuklar ebeveynlerinin kendilerine değil davranışlarına kızdıklarını kavrayamazlar ve bir bütün olarak kendilerinin yanlış olduğu düşüncesine varırlar. Bu nedenle disiplin denilince ilk akla gelen “ödül” ve “ceza” kavramları çocuk için kendisinin bütünüyle cezalandırılması veya ödüllendirilmesi anlamına gelir. Bu nedenle cezanın kısa sürede çözüme ulaştırdığı düşünülse de yapılan araştırmalara göre:</p>
<p>-Uzun dönemde bakıldığında çocuğun davranışı değişmez.</p>
<p>-Endişe ve gerginliğe sebep olur.</p>
<p>-Çocuğun özsaygısı azalır, cesareti kırılır.</p>
<p>-Ceza fiziksel şiddet içeriyorsa çocuk saldırganlaşır ve bir tepki olarak şiddeti öğrenir.</p>
<p>-Ebeveyn ve çocuk bağı zayıflar.</p>
<p>-Çocuk ceza ile yönlendirildiği için özdenetimde güçlük çeker.</p>
<p>Ödül kavramı cezadan bağımsız düşünülmemelidir. Çünkü çocuğa alıştırılmış olan ödüller verilmediğinde çocuk için bu bir ceza anlamına gelir.</p>
<p>Çocuklar karşılanmamış ihtiyaçlarından, yetersiz bilgilerinden ya da olumsuz deneyimlerin verdiği gerilimden ötürü hatalı veya kontrol edilemeyen davranışlarda bulunabilirler. Anne babalara düşen çocuğuna karşı iyi bir gözlemci olabilmeyi başarmaktır. Çocuğunu iyi gözlemleyen anne babaların, davranışların altında yatan sebeplere daha çabuk ulaşmaları muhtemeldir.</p>
<p>Hatalı ve kontrol edilemeyen davranışlardan doğan ebeveyn ve çocuk çatışmalarının yönetilebilmesi için şu adımlar izlenebilir:</p>
<p>-Çocukların en temel ihtiyaçlarından olan yakınlık ve ilgi ihtiyacı eksiksiz karşılanmalıdır.</p>
<p>-Çocukların ağlayarak gerilimlerini boşaltma ihtiyaçları gözetilmeli, dikkatleri dağıtılmadan düzenli olarak güven içinde ağlamalarına izin verilmelidir.</p>
<p>-Çocukların bulundukları ortamın güvenli olması ve onlar için ilgi çekici olması mühimdir.</p>
<p>-Çocuğun endişelenebileceği olaylarla karşılaşılmadan veya ortamlara girmeden önce çocuğun eksik bilgileri tamamlanmalıdır. Olay veya ortamın provası yapılabilir.</p>
<p>-Çocuklara emir yöneltmek yerine en az iki seçenekten oluşan seçimler sunularak çocuğun, kontrolün tamamen ebeveynde olduğu hissine karşı vereceği tepki ortadan kaldırılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Erken Çocukluk Döneminde “Sosyal İlişkiler”</strong></h3>
<p>Çocuklar bebeklikte ve erken çocukluk dönemlerinde başkalarının ruh hallerini sezebilirler. Ancak başkalarının bakış açısının farklı olduğunu kavramaları zaman alır bu nedenle sosyal ilişkilerde çocuk başlangıçta yalnızca kendi düşünceleri ve duygularıyla hareket eder. Bu da anlaşmazlıklara yol açabilir.</p>
<p>Çocukların sosyal ilişkilerde farklı bakış açılarını kavrayabilmeleri için duyguları yansıtmak, başkalarının ihtiyaçları hakkında açıklamalar yapmak önemlidir. Örneğin çocuğunuz ve arkadaşı aynı anda aynı oyuncakla oynama isteği sebebiyle çatışma yaşayabilirler. Burada asıl sorun çocukların paylaşma ve sırayla oynama gibi kavramlarla henüz tanışmamalarıdır. Yetişkin olarak çocuklara durum net ve anlaşılır biçimde anlatılmalıdır. &#8220;Şu an ikiniz de bu treni sürmek istiyorsunuz.” “Arkadaşına trenle oynamayı bitirdiğinde haber verebilir misin?” gibi cümleler çocuklar için anlaşılır ve kabul edilebilir versiyonlar halinde çeşitlendirilip kullanılabilir.</p>
<p>Sevgi ve güven ortamında yetişen ve kendisine saygı duyulduğunu bilen çocuklar işbirliğine daha açıklardır. Sosyal ilişkiler kurma becerileri daha iyi olan bu çocuklar anlaşmalara uyabilir ve açıklanan durumları daha iyi kavrayıp daha ılımlı yaklaşırlar.</p>
<p>Çocuklarını cinsel istismara karşı korumak isteyen ebeveynlerin yapabileceği en iyi şey çocuklarına güvenli ve sevgi dolu bir ortam sunmak ve özgüven kazandırmaktır. Çocuklar saygı gördüklerinde, ödül ceza sistemlerine maruz bırakılmadıklarında, kendisine seçenekler sunularak olaylarda kontrol becerisinin olduğu düşüncesine sahip olduklarında özgüven kazanırlar. Özgüven kazanmış bir çocuk yanlış bulduğu bir duruma “hayır” diyebilir. Anne babasına karşı güven hisseden çocukların yaşadıkları olumlu ve olumsuz deneyimleri paylaşma ihtimalleri yüksektir.</p>
<p>Çocuklara insanlar ve çevre hakkında salt iyi olduklarına dair bilgi vermek yanlıştır. İnsanların kötü olabileceği bilgisi çocukta doğru bir anlatımla çocuk korkutulmadan oluşturulmalıdır. Çocuklara bedenleri hakkında, yetişkinlerin doğru ve yanlış davranışları hakkında bilgi verilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Erken Çocukluk Döneminde “Beslenme”</strong></h3>
<p>Birçok ebeveyn çocuklarının beslenme alışkanlıkları konusunda şikayetçidir. Oysa insan, doğası gereği ne zaman acıktığını bilir. Vücudumuz ise hangi besine ihtiyaç duyuyorsa bunun sinyallerini vermektedir. Yapılan araştırmalar bebeklerin besin tercihlerine güvenildiğinde dengeli ve sağlıklarına uygun beslendikleri sonucuna varmıştır. Bu nedenle her zaman yararlı besinlere erişebilen çocuğun kendisi için en iyi seçimi yapacağına güvenilmelidir.</p>
<p>Çocuklar ebeveynlerinin istekleri dışında tek çeşit besin isteyebilir ya da günde bir öğün veya birçok öğün yemek yemek isteyebilirler. Çocuklar yetişkinlere nazaran vücutlarıyla daha iyi bir uyum içerisindedirler. Bu nedenle evinize sağlıklı besinler aldığınız sürece çocuğunuzun doğru zamanda doğru miktarda doğru besinleri tercih edeceğinden emin olabilirsiniz.</p>
<p>Bir besine karşı tiksinme geliştiren ve o besini tercih etmeyen çocuğa hile, kandırma, zorlama yollarıyla yedirmeye çalışarak o besini çocuğa sevdireceğimizi düşünmek doğru değildir. Çocukları beslenme konusunda zorlamak yalnızca bir çatışmaya sebep olur. Çocuğa fikrini sormak, seçenekler sunmak ve verdiği karara saygı duymak çok daha yararlı olacaktır.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong> Fatih UĞUR</strong></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><strong>Klinik Psikolog</strong></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><strong>Konya, 2020</strong></span></p>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuzu-ve-onun-ihtiyaclarini-anlamanin-ipuclari-2-8-yas/">ÇOCUĞUNUZU ve ONUN İHTİYAÇLARINI ANLAMANIN İPUÇLARI (2-8 YAŞ)</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/cocugunuzu-ve-onun-ihtiyaclarini-anlamanin-ipuclari-2-8-yas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MUTLU EVLİLİK İÇİN BUNLARA DİKKAT EDİN</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/mutlu-evlilik-icin-bunlara-dikkat-edin/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=mutlu-evlilik-icin-bunlara-dikkat-edin&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=mutlu-evlilik-icin-bunlara-dikkat-edin</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/mutlu-evlilik-icin-bunlara-dikkat-edin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2023 20:09:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.fatihugur.com.tr/?p=1124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konyada Aile Terapisi ve Aile Danışmanlığı alanında psikolojik destek arayışında olan, Aile Danışmanı, Evlilik Danışmanı veya Cinsel Terapist arayanların bu yazımı öncelikle okumalarını öneriyorum. Evlilik bir kurum olmakla birlikte kişilere atfedilen bir statüdür ayrıca. İki kişinin bir olma yolunda attıkları adımların toplum tarafından da onaylanmış ve resmi olarak kabul görmüş halidir evlilik. Evlilik kararı almak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/mutlu-evlilik-icin-bunlara-dikkat-edin/">MUTLU EVLİLİK İÇİN BUNLARA DİKKAT EDİN</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Konyada Aile Terapisi ve Aile Danışmanlığı alanında psikolojik destek arayışında olan, Aile Danışmanı, Evlilik Danışmanı veya Cinsel Terapist arayanların bu yazımı öncelikle okumalarını öneriyorum. Evlilik bir kurum olmakla birlikte kişilere atfedilen bir statüdür ayrıca. İki kişinin bir olma yolunda attıkları adımların toplum tarafından da onaylanmış ve resmi olarak kabul görmüş halidir evlilik. Evlilik kararı almak kolay, evliliği devam ettirmek ise zordur.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Günümüz toplumunda evlilik kararı çok kolay alınabilen bir karar olmakla birlikte artan eğitim düzeyiyle birlikte çok zor verilebilen bir karar olma durumunu da göstermeye başlamıştır. Artık kişilerin hedefleri ve amaçları da değişiklik gösterdiği için kendilerini ne kadar güvende hissedebilecekleri bir karar verme konusunda evlilikte yerini almıştır. Evlilik kararını vermek zordur daha da zor olanı ise verilen bu kararın devamlılığını sürdürebilmektir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">SEVGİ, SAYGI VE SADAKAT EVLİLİĞİN TEMEL TAŞLARIDIR</span></h2>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Bir evlilikte belki de en önemli olan etken duygusal doyumdur. Çiftler birbirlerini duygusal olarak ne kadar doyururlarsa iletişimleri, evlilikleri, sosyal yaşamları, çocukları, işleri de o derece kaliteli bir hal alacaktır. Birbirini anlamanın yolu, duygulara verilen önem ve karşındaki insanın duygularına gösterilen saygı ve anlayıştır. Bir evlilikte en önemli üç kural sevgi, saygı ve sadakattir. Sevginin karşılıklı olduğu ve devam ettiği bir çiftin evliliği de sağlamlığını devam ettirecektir. </span><span id="more-1124"></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Sevgi beraberinde saygıyı da getirir. İnsan sevdiği kişiye, düşüncelerine, duygularına, davranışlarına daha fazla saygı göstermeye meyillenir. Çünkü karşısındaki insana büyük bir sevgisi vardır ve bu sevgiyi göstermenin bir yolu da ona karşı hassasiyetle gösterdiği saygıdır elbette ki. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Son kural ise çiftlerin evliliklerinin temel taşıdır. O taş oynamaya başladığı zaman sarsılmalar meydana gelir. Daha şiddetli olursa bu sarsılmalar devamında güvensizliğin oluşturacağı bir evliliğe neden olabileceği gibi hiç kimsenin son verme düşüncesiyle aldığı evlilik kararını da olumsuz etkileyip sonlandırma derecesine getirebilir. Çünkü evlenirken çiftler sadakat konusunda da birbirlerine söz verirler. Sadece eşine ait olmayı ve başka kimseyle münasebeti bile düşünmemeyi gerektirecek kadar kutsal bir olgudur. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Bu üç kuralın bulunduğu bir evlilikte duygusal doyumda en üst seviyede olacağından evlilikte daha kaliteli bir hal alıp yaşam kalitesini de o oranda daha da yükseltecektir. Kişilerin birbirlerine duydukları sevgi karşısında bir beklentileri yoktur. Sadece severler. Çünkü sevilmeye değeceğini bilirler. Çünkü sadece odur seveceği kişi. Bunu da yaparken hiçbir karşılık beklemeden yaparlar. Kendi duyguları, düşünceleri, iç dünyalarındaki duygu değişimleri sadece onunla anlamını bulur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">KARŞILIKLI SEVGİ ARTTIKÇA EŞE SADAKAT DE ARTAR </span></h2>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Sevgi verildikçe artan bir duygu olduğu için hep vermeyi gerektirir. Verdikçe daha da mutlu olur insan. Bir de bu sevginin verildiği kişi veren kişinin sevgisinin büyüklüğünün farkına varmışsa o zaman o da hem bu yoğun sevgi karşısında mutlu olacaktır hem de kendisi de sevgisini sunmaya başlayacaktır. Zamanla daha da derin bir anlam kazanacaktır aralarındaki sevgi bağı. Bu bağın kopmaması ve sürekliliğinin sağlanması bir evlilik için olduğu kadar çiftler için de yaşam kalitesini arttıran bir duygudur. Bu güçlü bağın devamının sağlandığının en güzel göstergesi de karşılıklı oluşan saygıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">İnsanlar herkese saygı göstermelidir ancak sevgi bağının güçlü olduğu kişilere daha ayrı ve daha farklı bir saygı duyarlar. Bu da o kişinin diğer insanlardan  ne kadar farklı ve ne kadar değerli olduğunu gösterir. Kimse sevdiği birine sadakatsizlik yapmayı düşünmez. Belki kendince sebepler sunup kendini rahatlatma düşüncesine girebilir ama bu durumun da gerçekliğinin çok az olduğunu görünce yanlışlığını anlar. Sevilen kişi daha fazla düşünülür, daha fazla hassas davranılır o kişiye karşı ve olumsuz bir duyguyu yaşamaması için seven kişi elinden gelen tüm fedakarlığı yapmaya hazırdır ve yapar da. İşte bu duygu ve düşüncelerin bir kişiye odaklanması da evlilik düşüncesini akla getirir. Kolay bir düşünce ya da karar değildir bu ama duyguların gerçekliği daha kararlı olduğu için bu durumu destekleyici nitelikte olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 14pt; color: #000000;">EVLİLİK İLE HAYALLER BİTER, GERÇEKLER ORTAYA ÇIKAR</span></h2>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Evlilik, ilişkiler arasında en ciddi ve kutsal olanıdır. Sokrates’in de dediği gibi; evlenmeden önce gözünüzü dört açın, evlendikten sonra birini kapayın diyen Sokrates, evlilik hayatının ne kadar zor ve sıkıntılılarla dolu olduğunu ifade etmiştir. Evlilik öncesi süreç kişilerin hayallerini yaşadıklarını, pembe bir buluttur adeta. Hayal bulutudur bir nevi. Bu bulutun gerçeklerle karşılaştığı durum ise evliliktir. Evlilikle pembe bulutlar dağılır yerini gerçeklerin oluşturduğu bulutlara bırakır. Evlilik, duyguların sağlamlığının kanıtlanmasındaki en genel kavramdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Erkek ve kadın farklı yaratılışlarla dünyaya geldikleri için her koşulda da durum böyledir. Toplumdaki rolleri, içinde bulundukları sosyal statüleri, duyguların niteliği, aile yapıları, kültürel unsurlar, duyguların niteliği, hangi koşullarda evliliğe karar verdikleri gibi faktörler, alınan evlilik kararını etkilemektedir. Bazı kızlar bulundukları ortamdan uzaklaşmak için evlenmeyi düşündükleri gibi ailesinden görmediği sevgiyi evlenerek eşinden görebileceğini düşündüğü içinde evlilik yoluna gidebilenler vardır. Her ne şekilde olursa olsun alınan evlilik kararını yürütebilmek evlilik kararı almaktan daha meşakkatli bir iştir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">CİNSELLİĞİN EVLİLİKLERDEKİ DAYANILMAZ AĞIRLIĞI </span></h2>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Evliliği sürdürmekte etkili ve önemli olan bir faktörde cinselliktir. Çiftlerin birbirlerinden beklentilerini karşılayabilmeleri ve kendilerini yeterli hissetmelerini sağlamaları için cinsellik önemlidir. Cinsellik, evliliği güzel bir hale getirebilirken aynı zamanda acı veren bir yaşantıyı da oluşturabilir. Bu tür durumların yaşanmaması için çiftlerin birbirlerine karşı açık olmaları ve her şeyi rahatlıkla konuşabilmeleri gerekmektedir. Çiftlerin bu şekilde davranmaları, birbirlerine açık olmaları aralarında oluşan ya da oluşabilecek sorunların da çözülebilecek bir hale gelmesine ön ayak olacaktır. Çünkü eşler birbirlerine nasıl yaklaşmaları gerektiğini bilirler. </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Bir sorun olduğu zaman birbirleriyle konuşurken konuşmaya mutlaka yumuşak başlarlar. Kestirip atmak yerine onarmak için çaba sarf ederler. Gerginlik yaratan bir durum varsa ve gerilmişse kendini yatıştırmayı başarabilir ve bunu karşısındakine de empoze edebilir. Sorunlar karşısında uzlaşma yoluna gidilmesi için konuşulur. Karşılıklı oluşan hatalara ya da kendi hatalarına karşı birbirlerine hoşgörülü olabilirler. Kadınlar tartışma durumlarında erkeklere oranla daha çabuk sakinleştikleri için erkeğin sakinleşmesini beklemek gerekir. Sakinleşme sağlandıktan sonra konuşup iyi bir şekilde dinlemesi sağlanır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">ELEŞTİRİ NEDENİYLE ENGELLENEN İLETİŞİM </span></h2>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Evlilik, her işin ortaklaşa yapılması gerektiği bir kurumdur da ayrıca. Evde yapılan iş planı çiftler için daha özverili bir evliliğin kapısını açar. Kadının da erkeğinde birbirlerine karşı verdikleri değeri, saygıyı, sevgiyi daha da pekiştirir. İletişimin daha iyi gerçekleşmesini sağlar. Çiftlerin birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlar. Birbirlerini, yaptıkları işleri hor görme gibi bir durumla karşılaşmazlar. Birbirlerini eleştirmekten kaçınırlar ki eleştiri en yıkıcı cümleler zincirini doğurur. Eleştirilen insan kendini savunmaya geçen insandır. Eleştiren kişi sorunu kendinde bulmaz karşı taraf suçludur onun için ama bu durum ilişkiye zarar verip, sorunu çıkmaza sokmaktan başka bir sonuca da gitmez. Tartışmaların sert başladığı, giderek artan hor görme durumları, kendini savunmaya yol açtığı evliliklerde en sonunda eşlerden biri iletişimi keser ve araya duvar örer. Örülen duvar sayesinde kişiye yaklaşılmaz, iletişim kurulamaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Sevgi ve hayranlık, uzun süreli bir ilişkinin en önemli parçalarıdır. Onlar olmadan mutlu ve uzun süreli bir ilişki olamaz. Evliliğe ya da ilişkiye dair olumlu düşünceler, eşlerin birbirlerine karşı olumlu düşünceleri, evliliklerini sürdürmeleri için çok önemlidir. Olumsuz kusurlar akla geldiğinde bile olumlu düşünceler tekrar düşünülmeli çünkü eşler saygıyı hak ediyor. Saygı, sevgi ve hayranlık eşlerin birbirlerini hor görmelerini, eleştirmelerini, aşağılamalarını engelleyen ve akla getirmeyen en temel duygulardır. Birbirlerinin düşüncelerine önem veren karı koca arasında sevgi, saygı ve hayranlık bağları her zaman çok güçlüdür. Olumsuzluklar ya da kusurlar bu durumu hiçbir zaman bozmaya yetmez.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 14pt; color: #000000;">ÇİFTLER BİRBİRLERİNİ ÇOK İYİ TANIMALI </span></h2>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Duygusal olarak birbirlerine bağlı çiftlerin bu bağlarının birbirlerinden uzaklaşarak kaybolmaya başlaması çiftler için olumsuz bir durumdur. Çünkü duygusal bağdır kişileri birbirlerine yakınlaştıran ya da uzaklaştıran. Bu bağ zayıflamaya başladığı sürece yolunda gidecek bir ilişki ya da evlilikten söz edilmesi çok güçtür. Hep bir çatlaklıklar olacaktır. Bu çatlakların onarımı da birbirlerine karşı duydukları hayranlıkları ortaya çıkararak geri kazanılabilir. Duygusal olarak oluşan bağ hayranlıkla başlayıp sevgiye dönüşmüştür ve bu hayran olunduğu anı ya da olayı hatırlayabilmek aslında kişinin karşısındakini ne kadar sevdiğini ve ne kadar anlamlı bir yere sahip olduğunu ortaya çıkarır. Eleştiriyle, hor görmeyle, kendini savunup karşındakini dinlememekle, araya örülen duvarla ilmek ilmek örülen duygusal bağ bir anda sökülmeye başlayabilir. Olumsuz düşüncelerin hiçbir zaman hiçbir ilişkiye yararı olmayacaktır, aksine zarardan başka getirisi olmayacaktır ilişkilere.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">Aslında ilişkiler için en önemli olan kriterlerden biri; birbirini iyi tanımaktır. Açık açık ve tüm doğruluğuyla, samimiyetiyle kişi kendini tanıttığı zaman yolunda gitmeyecek bir ilişki de olmayacaktır. Samimiyetin olduğu her yerde gerçek duygular öne çıkacaktır. Gerçek duygular samimiyeti ve gerçek sevgiyi ortaya çıkaracaktır. Sevgiyle birlikte karşıdaki kişinin duygularına, düşüncelerine, davranışlarına, kısacası karşıdaki kişiye o olduğu için daha fazla sevgi ve saygı verilecektir. Bu durumun devamı içinde kişilerin birbirlerine ne kadar değerli olduklarını, sevildiklerini, hayatlarındaki yerlerini gösterdikleri zaman belki de tüm anlaşılmazlıklar, sorunlar, olumsuzluklar yerini daha olumlu düşünceler ve duygulara bırakacaktır..</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;">Fatih UĞUR</span></p>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/mutlu-evlilik-icin-bunlara-dikkat-edin/">MUTLU EVLİLİK İÇİN BUNLARA DİKKAT EDİN</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/mutlu-evlilik-icin-bunlara-dikkat-edin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KONYA DEPRESYON &#8211; KARANLIĞA BİR IŞIK YAKIN</title>
		<link>https://www.fatihugur.com.tr/konya-depresyon-karanliga-bir-isik-yakin/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=konya-depresyon-karanliga-bir-isik-yakin&#038;utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=konya-depresyon-karanliga-bir-isik-yakin</link>
					<comments>https://www.fatihugur.com.tr/konya-depresyon-karanliga-bir-isik-yakin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih UĞUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 08:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihugur.com.tr/?p=723</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm Dünyada en çok yeti kaybına yol açan sorunların başında &#8216;Depresyon&#8217; gelmektedir. Konya için de bu durumun farklı olduğunu iddia edemeyiz. Konya&#8217; da depresyon konusunda psikolojik yardım arayışında olan ya da bu durumun kendiliğinden geçmesini bekleyen birçok kişiye yol gösterici olacak bazı detayları &#8216;Konya Depresyon &#8211; Karanlığa Bir Işık Yakın&#8217; başlıklı yazımda ele aldım.  &#8216;Konya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/konya-depresyon-karanliga-bir-isik-yakin/">KONYA DEPRESYON – KARANLIĞA BİR IŞIK YAKIN</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Tüm Dünyada en çok yeti kaybına yol açan sorunların başında &#8216;Depresyon&#8217; gelmektedir. Konya için de bu durumun farklı olduğunu iddia edemeyiz. Konya&#8217; da depresyon konusunda psikolojik yardım arayışında olan ya da bu durumun kendiliğinden geçmesini bekleyen birçok kişiye yol gösterici olacak bazı detayları &#8216;Konya Depresyon &#8211; Karanlığa Bir Işık Yakın&#8217; başlıklı yazımda ele aldım. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">&#8216;Konya depresyon terapisi için psikolojik yardım arayışında olan kişilerin, <span style="color: #216a9e;"><strong>&#8216;Konya&#8217; da Psikolog, Psikolojik Danışman, EMDR Terapisti, Cinsel Terapist veya Aile Danışmanı Ararken Dikkat Etmeniz Gerekenler&#8217;</strong></span> başlıklı yazımı okumalarını yanlış bir uzman tercihi yapmamaları açısından tavsiye ederim. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-727" src="http://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/Depresyon-1-1024x576.jpg" alt="Konya Depresyon - Karanlığa Bir Işık Yakın" width="730" height="493" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/Depresyon-1-1024x576.jpg 755w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/Depresyon-1-1024x576-300x203.jpg 300w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;"><br />
<span style="font-size: 14pt;">Depresyon Nedir? </span></span></strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000; font-size: 12pt;">Depresyon, duygusal bilişsel davranışsal belirtlerle kendini gösteren ve kişide isteksizlik, mutsuzluk, uyku ve iştahta bozulma, çabuk yorulma, çabuk sıkılma, çabuk öfkelenme, ağlamalar, cinsel isteksizlik, kilo kaybı gibi durumlara yol açan bir duygudurum bozukluğudur. Depresyonda olan kişi, işlevselliğini büyük ölçüde kaybeder ve yoğun bir isteksizlik tüm yaşamını sarar. Kimseyle görüşmek istemez, bir şey yapmak istemez, kendine bakmak duş almak istemez ve içinden geldiği gibi davranmaya devam ettikçe daha kötü olur. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Depresyon, birçok cinsel soruna da sebep olmaktadır. Bunların başında, cinsel isteksizlik, erken boşalma ve iktidarsızlık gelmektedir. Cinsel Terapi ve Cinsel Sorunlarla ilgili (vajinismus, erken boşalma, cinsel isteksizlik, iktidarsızlık vb.)  daha detaylı bilgi almak için <strong><a href="http://www.fatihugur.com.tr/emdr-terapisi-hipnoterapi-bireysel-psikolojik-danismanlik-psikoterapist/cinsel-terapi-konyacinsel-terapistvajinismuserken-bosalma/"><span style="color: #136391;">Cinsel Sorunlar</span></a></strong> başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.</span><span id="more-723"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000; font-size: 12pt;">Yapılan araştırmalara göre, tedavi edilmeyen depresyon, hücre ölümüne yol açarak yaşlanmayı hızlandırmaktadır, bunun bir sonucu olarak da alzheimer ve demans gibi hastalıkların da ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Ayrıca tedavi edilmeyen depresyon kronikleşmekte ve kişi sık sık depresyona girmektedir. </span></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt;"><strong><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><span style="font-size: 14pt; color: #000000;">Konya Depresyon Terapisi: Depresyonun Tedavisi:</span><br />
</span></strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Konya Depresyon Terapisi: Depresyon belirtilerini hissetmeye başladığımızda, psikolojik yardım almadan önce yapabileceğimiz bir çok şey vardır. Öncelikle depresyonun en temel göstergesi olan isteksizliğin bu önerileri uygulamada bize engel olmamasını sağlamamız gerekiyor. Depresyon belirtileri söz konusu iken yapmamız gerekenlerle ilgili, <strong><a href="http://www.fatihugur.com.tr/video-bagimlilik-depresyon-hipnoz-ile-sigara-biraktirma/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color: #136391;">Dünya Sağlık Örgütü Tarafından Depresyon ve Tedavisi ile ilgili hazırlanmış olan videoyu</span></a></strong> izleyebilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Konya Depresyon Terapisi: Depresyonda olan kişi hiçbir şey yapmak istemez, hiçbir şey içinden gelmez ama iyi olmak ve bu durumu değiştirmek için bir şeyler yapması gerekmektedir. Bu gücü kendinde bulamıyorsa, mutlaka bir psikolog, psikolojik danışmandan yardım almalıdır. Bir çok farklı hastalık da (Demir eksikliği, B12 eksikliği, Hipertiroidi gibi) depresyon belirtileriyle aynı ya da çok benzer belirtiler göstermektedir. Bu nedenle öncelikle bir Psikiyatrist tarafından muayene edilmesi ayırıcı tanı açısından önemlidir. Psikiyatrist ile Psikolog Psikolojik Danışman Ayrımı Hakkında Detaylı bilgi için; <strong><span style="color: #136391;"><a style="color: #136391;" href="http://www.fatihugur.com.tr/konyada-psikolog-psikolojik-danisman-konya-cinsel-terapist-ararken-dikat-edilmesi-gerekenler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Konya&#8217; da Psikolog, Psikolojik Danışman, EMDR Terapisti, Cinsel Terapist veya Aile Danışmanı Ararken Dikkat Etmeniz Gerekenler</a></span></strong> başlıklı yazımın ilgili bölümünü okuyabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Yapılan araştırmalar Depresyon tanısı almış kişilerin psikoterapi sürecinde, EMDR terapisi ve Bilişsel Davranışçı Terapinin son derece olumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; color: #000000;">Depresyon dahil tüm psikolojik sorunlar, geçmişte yaşadığımız bir ya da birden fazla bizi derinden etkileyen olaydan kaynaklanmaktadır. Bizi çok derinden etkileyen ve zihnimizin hazmetme kapasitesinin üzerinde olan bu olaylara &#8216;travma&#8217; denir. Travma konusunda da en hızlı ve etkili terapi EMDR terapisidir. EMDR, göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme demektir. EMDR ile çalışılan hiçbir anı artık eskisi gibi değildir, o bütün parçalanmış EMDR Terapisi hakkında daha detaylı bilgi için, <strong><span style="color: #136391;"><a style="color: #136391;" href="http://www.fatihugur.com.tr/psikolojik-danisman-emdr-terapisti-cinsel-terapist/">EMDR Tekniği </a></span></strong>başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz.</span></p>
<h3><span style="color: #000000; font-size: 12pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">Mutlu olmak için ve depresyondan kurtulmak için her zaman yapabileceğimiz bir şeyler bulunmaktadır. Konfüçyus&#8217; un bu sözü bunu çok güzel anlatmaktadır: <strong>&#8216;Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin.</strong> Mutluluk bir varış değil,bir <span class="skimlinks-unlinked">yolculuktur.Pek</span> çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar,bazıları da daha alç<span class="skimlinks-unlinked">akta. Oysa</span> mutluluk insanın boyu hizasındadır…&#8217; </span></h3>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-729" src="http://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/13413314_1067287906688147_680757567_n.jpg" alt="Konya Depresyon - Karanlığa Bir Işık Yakın" width="294" height="227" srcset="https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/13413314_1067287906688147_680757567_n.jpg 440w, https://www.fatihugur.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/13413314_1067287906688147_680757567_n-300x231.jpg 300w" sizes="(max-width: 294px) 100vw, 294px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Depresyondayken içimizden gelmese bile, arkadaşlarımızla görüşmemiz, kuaföre gitmemiz, duş almamız, traş olmamız, spor yapmamız bize son derece iyi gelecektir. Buna ek olarak, günlük tutmak duygularımızı yazıya geçirmemiz de depresyondan kurtulma konusunda işlevseldir. Yapılan araştırmalara göre, spor yapmak hormonal dengemizi değiştirdiğinden depresyonu kolay yenmemizi sağlamaktadır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Magnezyum, stres mineralidir ve eksikliği durumunda kendimizi daha gergin, kaygılı, endişeli ve mutsuz hissederiz. Bu nedenle depresyonda olan kişi için, magnezyum içeren gıdalar bu süreci daha kolay atlatmasını sağlayacaktır. Ceviz, badem, fındık, kabak çekirdeği, muz, hurma, kaju, bitter çikolota gibi birçok gıdada magnezyum bolca bulunmaktadır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;"> </span><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">&#8220;Mutlu olmak istiyorsan, ol.&#8221; Diyor Tolstoy. İnsanlar mutlu olmayı öğrenebilir. Araştırmalar, yoksulluğun insanları mutsuz ettiğini ancak büyük servetlerin ise insanların kendilerini iyi hissetmelerine çok az katkıda bulunduğunu göstermiş. Yani maddecileştikçe daha mutsuz olduklarını göstermiş. En mutlu kişilerin tamamının iyi dostlara sahip oldukları görülmektedir. Kısaca mutlu olmak istiyorsak;<br />
</span><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">Düzenli egzersiz yapmak, düzenli uyumak, sağlıklı beslenmek, </span><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt; color: #000000;">İlişkilere zaman ayırmak, başkalarını onaylamak, yardım etmek, sahip olduklarına şükretmek yani inanç sahibi olmak ve umutlu olmak gerekiyor. </span></p>
<p style="text-align: center;"> <span style="font-size: 12pt;"><strong><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">Fatih UĞUR<br />
</span></strong><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">Psikolojik Danışman- Konya EMDR &#8211; Cinsel Sorunlar<br />
Konya-2017<br />
Konya Psikolog &#8211; Optimum Aile Danışma Merkezi</span></span></p>The post <a href="https://www.fatihugur.com.tr/konya-depresyon-karanliga-bir-isik-yakin/">KONYA DEPRESYON – KARANLIĞA BİR IŞIK YAKIN</a> appeared first on <a href="https://www.fatihugur.com.tr">Fatih UĞUR</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fatihugur.com.tr/konya-depresyon-karanliga-bir-isik-yakin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
